Giriş Yap
Hindistan Türkiye hakkında?
Hintli Müslüman tarihçi Muhammed Sadık'a göre Türk devrim hareketi Hindistan'da milli bilinçlenmenin başlangıcını gösterir Sadık İngiltere'ye karşı Türk ve Hint bağımsızlık mücadelesinin sıkı ilişkisini belirterek der ki ; " Türk bağımsızlık hareketine Hint'liler o kadar tabi ve içten ilgi gösterdiler ve bu ilgi Hindistan da gerek aydınlar gerek halk arasında o kadar açık ve güçlü şekilde ifadesini buldu ki bu iki hareket bir kader birliği gibi birbirine bağlantılı görülüyordu. Öte yandan Hindistan geleneklerle o kadar yüklüydü ki Hint toplumunun değişiminde de Atatürk devrimi örnek alındı. Türk devrimi Hindistan'da her kesime Aydınlara tutucu İslamcılara Reformcu devrimcilere Seküler devlet isteyen İnkılapcılara örnek olacak biçimde her çeşit öğeyi içeriyordu."
Reklam
milli gelirden payıma düşen kıt kanaat yaşamak
Kadın
Halil Nimetullah Öztürk, andığımız eserinde dil, hukuk, ekonomi, ahlakla beraber kadını da laik olması gereken kurumlar arasında sayar. Kadının bir özne/fail değil de bir kurum, bir 'yapı' olarak düşünülmesi, Kemalizmin ka- dına bakışına dair bir işaret verir bize. Kadın özgürlüğü, inkılapların ve onların özü sayılan laikliğin bir iftihar sahasıdır - ve kadınlardan, iftihar listesindeki çocuklar gibi, 'örnek' olmaları, minnettar olmaları beklenir. 1923'de Meclis'te kadınlara eşit siyasi haklar tanınmasını isteyen Tunalı Hilmi'ye Hüseyin Avni şöyle itiraz etmişti: "Bu hak verilmekten ziyade alınacak bir haktır. Herhalde onlar da bu husustaki haklarını kendilerine layık gördüğü zaman bizden alırlar. " Hüseyin Avni, bir liberal-muhafazakar olarak, doğal hak kavramını göz ardı ettiği gibi, hak talep eden kadınların pekala var olduğunu görmezden geliyordur. Kemalizm doğal hakkı tanır, fakat kadınların hak taleplerini 'saymamakta', tanımamakta Hüseyin Avni'ye yakın bir yerde durur. Çünkü Kemalist anlatıda kadın haklan Atatürk tarafından yapılmış bir bağıştır; "Türk kadını"nın bunu milli haslet ve karakteriyle hak ettiği söylenir, fakat somut kadınların, demokratik kadın hareketinin hakkı teslim edilmez. Perspektifi aslında Kemalizmle uyuşan fakat özerk bir toplumsal akım olarak geliştiği için tasfiye edilen Erken Cumhuriyet dönemi kadın hareketini Feminizm bölümünde ele alacağız. Kemalistler, muhtemelen, "aşın" ve -o gün 'bilinmeyen' kavramla!- "marjinal" gördükleri bu hareketin, kadın haklarının ahaliye benimsetilmesinde zararı olacağını düşünüyorlardı. Bu tasfiye, vesayetçi ve milatçı tutumun parçasıydı: Kemalizm kadın özgürlüğünün de kurucusu, düzenleyicisi, 'mucidi' olmak istiyordu. Kuşkusuz, bu özgürlüğün sınırlarını çizmeyi de istiyordu.
1 yorumun tümünü gör
lslam'ı milli din olarak tanzim etme ve denetleme çabası, dinin-maneviyatın-ahlakın yerine milliyeti geçirme arayışını da soğurarak, baskın eğilim olmuştur. Hilafetin kaldırılması, 'resmen', dini gerekçelerle meşrulaştırılmıştı: lslam bu kurumu şart koşmuyordu, hilafete yüklenen halkı temsil yetkisi Meclis tarafından üstlenilmişti, vs . ... Kemalizm, lslam'ın bilimselliğe, çağa ve akla uygunluğu tezinde birleştiği İslam reformizmiyle ittifak etti. Dini arındırarak yenilemeye dönük bu ortak zeminde resmi ulemanın, modern ulus-devlete sadakati temellendiren fetva üretimine İslamcılık bölümünde değiniyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın -1950'den sonra gittikçe büyüyen- varlığı, dini kontrol etme ve 'kullanma' tercihini kurumlaştırıyordu. Diyanet baştan itibaren 'uygun' fetva üretimiyle devlet ve hükümet politikalarının bir payandası oldu. Tarikatları ve "halk İslamını" kriminalize edip veya takibat altında tutup ortodoks-'kitabi' dini tahkim eden bu politika, Osmanlı din rejimiyle devamlılık arz eder.
1 yorumun tümünü gör
Reklam
Milli ahlak mefhumunu, başta din olmak üzere, o milletin bütün iman ve mukaddesat manzumesi içinden süzülüp gelen bir vâkıa telâkki etmenin ahlâki... Buna muhtacız.
Reklam
2
1000
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42