"Din referansıyla sunulan biat, sözde milliyetçilik sosuna batırılmış içi boş gurur, tarihsel sembollerle süslenmiş devlet örgüsü rızayı üretti."
168 syf.
10/10 puan verdi
·
Beğendi
Milli Mecmua/ Sayı 34 Eylül -Ekim 2024. Dosya Konusu: Türk Milliyetçiliği: Kavramlar ve Kuramlar II. Derginin bu sayısı, kapağında 1980 öncesi öğrenci hareketleri içerisinde Ülkücü gençlerin, bir yürüyüş sırasında taşıdıkları " En Güçlü Silah Fikir, En Güçlü Fikir Türk Milliyetçiliğidir " afişi ile selamlamaktadır. Yayın kurulu, Türk milliyetçiliği fikrinin yarınlara aktarılmasında, en önemli işlerin başında, kavramlaştırılmasını ve kuramlar çerçevesinde ifade edilmesini gördüğünden dolayı, iki yıl önce çıkartılan, birinci cildin devamı niteliğinde bu sayıya hazırlanmıştır. Bu sayıda 8 makale bulunmaktadır. Milli Mücadele Yıllarında Millet İnşa Dürecine Dair Bir Değerlendirme'yi İsmet Türkmen yaparken, Mehmet Karakaş Türkçülük'ten Türk Milliyetçiliğine -Türk Milliyetçiliğinin Farklı Halleri'ni incelemiştir. Mustafa Şahin Ahmet Arvasi'nin Milliyetçilik Anlayışı ve Neoperennializm tartışmaktadır. Mehmet Akıncı Türk Milliyetçilerinin Ekonomi Politik Bir Dünya Tasavvuru var mı? diye sormaktadır. Barış Kızılyar Türk Milliyetçiliğine Doldan Bir Bakış: Galiyevizm'i incelemektedir. Türk Milliyetçiliği ve Hukuk Vizyonunu Vasıf İnanç Duygulu, değerlendirmektedir. Abdessamet Taibi Ziya Gökalp ve Satı Bey mukayesesi ile yüzyıl öncesine dikkat çekmektedir. Son makale Durmuş Hocaoğlu'na ait, Saldırgan Küreselleşme Çağı ve Yeni Milliyetçi'liktir. #Kitapşuuruinsanlıkşuurudur.
Milli Mecmua - Sayı 34 ( Eylül - Ekim 2023 )
Milli Mecmua - Sayı 34 ( Eylül - Ekim 2023 )Milli Mecmua · Ötüken Yayınları · 20232 okunma
Reklam
"... bilimcilik, Batıcılık ve Türk milliyetçiliği" Bu kutsallardan ikisi (bilim ve Batı/medeniyet) büyük oranda oluşmuş halleriyle Osmanlı'dan Cumhuriyet'e intikal etmiş kutsallardır ve seküler dinin üzerinde yükseleceği zemini oluştururlar; tıpkı kutsallaşmış bilimin Nazi, faşist veya Bolşevik siyasal dinlerinde ortak bir tema olması gibi. Bunların yanı sıra , her siyasal dine özgün rengini veren bir de asli kutsal vardır. Mesela Nazizmde bunun ırk, faşizmde devlet olduğunu görmüştük. Kemalizmde bu, ırk bağlamında değil de mitolojik bir tarih anlatısı bağlamında tanımlanmaya çalışılan millet ve milliyetçilik olacaktır.
“ Her yerde kendisini imparatorluklar içinde ve onun bir parçası olarak gören etnik topluluklar,milliyetçilik ülküsünün hız kazanmasıyla derin bir rüyadan uyanıyordu. Birden bire kendi kimliklerinin farkına varıyor,varlığını sorguluyor,farklı imparatorluklar içine dağılmış olan kardeşlerini tek devlet altında bir araya getirmeye istekleniyor,hatta elini çabuk tutup diğer etlik topluluklardan önce “ vurucu hamleyi “ yapmaya çalışıyordu.”
·
Puan vermedi
"Zerdüşt'ün İzinde: Nietzsche'nin Derinliklerine Yolculuk"
Ve Böyle Buyurdu Zerdüşt, Friedrich Nietzsche'nin en önemli eserlerinden biridir ve bu kitapta Nietzsche'nin felsefi düşüncelerini derinlemesine keşfetme fırsatı buluruz. Nietzsche'nin hayatı ve felsefesi hakkında detaylı bir inceleme yapmak oldukça kapsamlı bir konudur. Nietzsche, Apollon-Dionysos ikiliği, Perspektivizm, Güç
Böyle Buyurdu Zerdüşt
Böyle Buyurdu ZerdüştFriedrich Nietzsche · Salon Yayınları · 202036,6bin okunma
Ölüme hala iyi kötü merkezi bir rol biçen tek ideoloji milliyetçiliktir. Özellikle de şiirsel ve romantik anlarında milliyetçilik ulusu için ölenlerin her zaman kolektif hafızada yaşatılacağını iddia eder ama bu iddia o kadar hayalidir ki, çoğu milliyetçi bile bunun karşısında ne yapacağını bilemez.
Reklam
456 syf.
·
Puan vermedi
·
Beğendi
Merhaba kitap severler; Dönem tarihi ve bol dipnotlu dolu dolu araştırma romanıyla geldim.Hikayemiz yaşanmış gerçeklerle içeriği dolu tam bir başucu kitabı... Ülkemizde kara gün ilan edilen,bile isteye azınlıkları,Milletı kurmaca bir derneğin altında toplayıp kausa iten Devlet adamlarının oyunlar kurarak masum insanların canından,
En Hüzünlü Eylül
En Hüzünlü EylülOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20202,109 okunma
Ne mutlu Türküm diyene! (1933) Bizim yolumuzu çizen, içinde yaşadığımız yurt bağrından çıktığımız Türk Milleti ve bir de milletler tarihinin binbir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir. Biz doğrudan doğruya milletseveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayandığı Türk topluluğudur. Bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, bizimle işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir. (1920)
Sayfa 27 - MilliyetçilikKitabı okudu
"Türk münevverleri yıllardan beri hep aynı rüya aleminde yaşayan uyur-gezerler gibidir. Kendi içinde mantıklı görünmekle beraber, gerçekle ilgisi olmayan kurtuluş veya kalkınma nazariyeleri ortaya atarlar. Sonra da bu nazariyelerin gerçekleşmesine mâni olan hayali düşmanlar ve mukavemet unsurları icad ederler; bütün ömürleri bu mevcut olmayan düşmanlarla mücadele içinde heba olup gider."
Milliyetçilik, ırkçılığın kamufle edilmiş şeklidir. Dolayısıyla bir Türk milliyetçisi, bir Kürt milliyetçisi, bir Arap milliyetçisi benim nazarımda aynıdır. Eğer bunlardan birisi "Ben milliyetçiyim" diyorsa, öteki de diyor ve bu felakettir. Hatta "İslâm dünyasının en büyük felaketi budur." diyorum.
Reklam
Maalesef... Müslümanlar Batı tarafından çok güzel yönetiliyor. Onun için çok güzel birbirine düşman yapılıyor. Bakın, Türkiye'yi söyleyeyim. Türkiye Amerika'nın müttefiki, ama Amerika Türkiye'ye rağmen durmadan Suriye'ye, Irak'a silah veriyor. Türkiye'ye rağmen... Bu silahlar ne olacak, niye veriyor? "Birbirinizi öldürün." diyor. Bir kısmını parayla veriyor, bir kısmını da vaatlerde bulunarak bedava veriyor. Müslüman devletler seyrediyor. Daha doğrusu devlet diyeceğim bir yer yok. Türkiye biraz o şahsiyeti koruyor. Ama maalesef diğer Müslüman ülkelere devlet diyemiyorum. Hepsi başkasının emrinde, görüyorsunuz. Pakistan'da bir Hoca çıktı, hemen devirdi. Mısır'da çıktı, askerler devirdi. Biladüşşâm dediğimiz bölgede Orta Şarkta bir şeyh çıkıyor, mevcut devleti(!) deviriyor. Müslümanların hakikaten uyanmaları lazım, bazen bize soruyorlar: Müslümanların en büyük problemi nedir, diye, en büyük problemimiz milliyetçilik... Bütün Müslümanlar milliyetçi olmuşlar. Din'i, yani İslâm'ı ikinci plana atmışlar... Onun için birbirlerini öldürüp duruyorlar.
Sayfa 389Kitabı okudu
8 Nisan 1954 Toplumu yaşatmak, büyütmek ve eğitmek için ilkin toplumu sevmeliyiz. Toplumu sevmek de toplumu yapan insanları sevmekle olur. Şu var ki, «Biz insanları seviyoruz, biz topluma kul, köle oluruz» demek de yetmez. Bu sevgi ile birlikte, birtakım onurlu ve erdemli kişileri olur olmaz şeylerle kirletmeğe, bilim adamlarımızı aşağı görmeğe, Batıda yer etmiş bir sanata yöneldikleri, Batılı kafası taşıdıkları için sanatçılarımızı yermeğe hakkımız olmadığını da kabul etmeliyiz. Düzenli ve yaratıcı bir Türkiye istiyorsak, her şeyden önce bunu yapalım: Birbirimizi sevelim, birbirimize saygı gösterelim. Softalığa kaçmamış bir milliyetçilik de zaten bunu gerektirir. Ben milliyetçiyim, sen değilsin diyenlerin yurduyla da, yurdunun insanlarını sevmekle de bir ilgisi yoktur. Gerçek bir milliyetçi, aksi ispatlanmadıkça, karşısındaki her adamın, her Türkün, en azdan kendisi kadar, milliyetçi ve yurtsever olduğuna inanır
Bu kişiler bir kez bilimin ve matematiğin gerçeklerini görüp öğrenmenin verdiği, insanı göklere uçuran zevkten mahrum kalıyor, böyle bir şeyin varlığından haberleri bile olmadan yaşayıp ölüyorlar... Evrimin mekanizmasını keşfeden Darwin'in binlerce yıllık "Bu çok karmaşık canlı sistemleri kim tasarladı?" bulmacasını çözüşünü anlamak en heyecanlı polisiye romanın sonundaki sürprizin vereceğinden daha büyük bir tatmine kavuşturur insanı. Satürn gezegenini çevreleyen halkaların oraya nasıl yerleştiğini anlamanın zevki, o harika görüntünün yaşattığı göz zevkiyle yarışır. O halkaları keşfetmek için robotlar yapıp gönderebilmiş olmamız milliyetçilik ötesi bir gurur yaşatır, "Biz insanlar bunu başardık" dedirdir, tam da ihtiyacımız olduğu gibi.
Sayfa 11
Kemalizmin, Batılılaşma ve milliyetçilik ekseninde kurguladığı militan laikliğinin alıcı kitlesi neredeyse tamamen şehirli, eğitimli orta ve üst sınıftır. İslam ortodoks ve heterodoks renkleriyle kırsalda yaşamaya devam eder.
İslamcılığı ideoloji indirgeyip mahkum etmek, İslam'ın önünü tıkamaktır. Çünkü milliyetçilik, liberalizm,kapitalizm, sosyalizm ve başka herhangi bir beşeri akım üzerinden islamla ilişki kurmaya kalktığınızda kesinlikle İslam'ı tarumar edersiniz
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.