Şimdi düşünüyorum da Butimarın duyarlılığının çok değil yarısı insanlarda olsaydı Aral Gölü’nün üzerinde gemiler, derinlerinde balıklar yüzüyor olurdu.
Butimar tatlı su içmez, deniz suyuyla beslenirmiş. Ama denize çok âşıkmış. Öyle ki her gün sahile gider, kanatlarını açar ve uçsuz bucaksız deryayı güneşin altında seyre dalarmış. Susadığı zaman da denizin kuruyacağı korkusuyla tek bir yudum dahi içmez, öylece izlermiş. Bir gün vücudu susuzluğa dayanamamış ve ölmüş. Butimar, babamın gözlerinden sonra bana bıraktığı tek miras olmuştu