Nur Demirbaş

Nur Demirbaş
@minismini
İnsan, mekana egemen olabilir. Kişi, mekandan büyüktür. Ay­nı mekandan çeşitli şekillerde yararlanmayı öğrendikçe, in­sanın yaratıcılığına ve yeteneklerine fırsat tanınmış olur. İş­levlere ayrılmış mekanların kişiye hükmetmesi yerine, kişi aynı mekandan sonsuz yararlanma biçimleri yaratır.
Giderek daha tekdüze ve dolayısıyla daha zayıf bir tür haline geliyoruz.
Psikiyatrist bireysel deliliğimizi frenleme ve sınırlama konusunda bize yardım ederken, aynı zamanda totaliter kolektif deliliğe uyum sağlamaya ve onu paylaşmaya yöneltir bizi. Onun işi, topluma ayak uydurmamızı sağlamaktır.
Deli olmaya cesaret edemediğimiz, ama yine de özgürlüğün özlemini çektiğimiz için, deliliği bu son derece basit davranış biçimlerine indirgedik, ama bu eylemlerin böyle adlandırılması, deliliğin sonsuz ifade biçimlerine haksızlık etmektir.
Psikiyatristin bir bakışı ya da sözüyle normal olmadığımızın ilân edilmesinden ödümüz kopar. Biz, özgür olmaktan korkuyoruz aslında. Yerleşik düzenin dikte ettiği, herkesin de karşılıklı olarak kabullendiği tutum ve davranış sınırlarının içinde kalmak istiyoruz. Bizi nihai bağımsızlığa götürecek adımı atmaya cesaret edemiyor, kendi içimizdeki sese kulak vermekten çekiniyoruz. Öyle yaptığımız zaman, bize genellikle deli deniyor çünkü. Bize deli denmesini istemiyoruz. Bize deli denmesinin ve deli muamelesi yapılmasının sonuçlarına katlanacak gücümüz yok.