• 75 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Hiçlikten dem vuran sayın Hidâyet'i okurken ar-damarların, ölümü ve ondan başka bir şey sezinlenmediğini hissediyorum. Her ölümü sözüne ettiğinde altını çizmeden edemiyorum. Ayak takımının Hidâyet'in kitaplarını okuması da pek haz edilir bulmuyorum. Çünkü; ölümün üstüne düşüp irdeleyen her yazarı okumak meziyet ister. Ve ayak-takımının bu ölüm üzerine yatılan tefekküre hiçbir zaman ve koşullar altında ulaşamaz ve düşünemez. Sözüm onu okuyan hiç kimseye.

    Onunda ilettiği gibi: ''Biz ölümün çocuğuz. Sadece ölüm yalan
    söylemez!''

    Bu kitapta sayfa-24 de kadar olan eleştirim sözüne etmek istediğim bir kaç lakırdı: ve onun bir yersiz yurtsuz kişiliğine yöneliktir. Okuyucularının Hidâyet gibi yazarların, böyle münzevi ruhların, suratlarına dahi bakılmayacağını dahası tenezzül bile göstermeyeceğini bilir.
    Öykü kısmına dönecek olursak çağrışım yaptığı bir kaçak anekdot sürükleyici olduğunu söylemek gerek. Nitekim, Harry Potter ve Azınlık Raporu - Minority Report'in baş konuları okurken akıllarda canlanması, gelmemesinin imkanı yok. Sanıyorum ki, onu okuyup birçok uslupçuluğunu çalmışlar gibi.

    Bizim denktaşlığımız Hidâyet'in dediği üzere: ''Çoklarının yüzü düşüncelerinden farklı olduğundan bu beni daha da tedirgin ediyor.'' Evet! Yüzüne bile bakılmayacaklardır. Yüzlerinin monogramlarının sadece ölüme çağrışım yapanlardır.

    Dünyadan el etek çekmeye yeltelenlerdir bizim denktaşlarımız. Her okuduğu ile övünç dolu sözlere yer verenler değil. Kesitlerin, satırların, tümcelerin arasında ölümü arayanlar; sahici yaşamın sefaletin yıkımını görüp, onun gibi rahatsızlık duyup hor görenlerdir. Ez-cümle; süslü şırfıntı bireyselliği iliklerine kadar taşımışların Hidâyet ve benzeri yazarlarda yeri yok. Kör ahlakları ile sevinç çığlıkları atıp bedbinleri ne diye okurlar?
    Tekrar olarak öykü başlıklarına dönecek olursam: sıkıcı gelebilir veya gelmeyebilir, sonrasında çıra gibi yanan, için için takındığı anlatımı akıp gidiyor. Karakterler ve diyalogları harikulade devam edilip sonlanıyor. Romanların dahası kokuşmuş Spekülatif/Kurgu hokkabazlığının çılgınça zorba gibi, içli dışı kof anlatımlara yer yok Hidâyet'in kitaplarında.

    Hayat sönük. Ölüm meşrû! Hidâyet okunmaya değer bile denmemeli görüldüğü bir yerdeki alıntısından esinlenip kafaya ölüm fikriyatı ile çebelleşen her yazar bakılmaya açıktır. Hayatın bir anın içerisinde, yaşantının boğuk boşluğu, donukluğunun içine çektiği, sınırların koptuğu, veya intiharı düşünmüşler, düşünenler okumalıdır.