• "Her türlü hatayı, yanlışı yap yap,
    Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”
    Çarşıya uymazsa evdeki hesap,
    Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

    Dış güçler de hırlı değil elbette,
    Ama önce kendine bak sen gitte,
    Gözleriniz malda, mülkte, servette,
    Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

    Liyakati almayarak hiç kâle,
    Akrabaya, tanıdığa ihale!..
    Cenabı-Hak koyunca da bu hale,
    Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

    Fırsat deyip dört tarafa dal götür,
    Kitabına uydur uydur mal götür,
    Yol yaparken, yolsuzluk yap, çal götür,
    Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

    Etrafınız hep yiyici tip dolu,
    Altlarında dört çekerli jip dolu,
    Hepisinde cukka sağlam cep dolu,
    Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

    Prof bile cehl’e hizmet ederse!
    Ulemanız dahi şöyle halt yerse;
    “Yolsuzluk hırsızlık değildir…” derse,
    Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

    Dış güç, mış güç diye ötmeyin hadin,
    Ben inanmam, başka kapıya gidin!
    Eğtim sisteminin içine edin,
    Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

    Ne beş yıllık, ne on yıllık plan var,
    On laf duysam dokuzunda yalan var,
    Dıştan önce içimizde yılan var,
    Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

    Tekel, Sümer, Demir-Çelik, Limandı;
    Telekomu, Seka’ları kim aldı,
    Yabancıya satılmayan ne kaldı?
    Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

    Tek tek saysam çok sayarım daha çok,
    Benim artık boş laflara karnım tok!
    Satılmayan, fabrika yok, banka yok…
    Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

    Trabzon’a bile Katar’lı girmiş,
    Uzun göle Arap postunu sermiş!
    Verenler vatanı kiraya vermiş,
    Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

    Utanmadan hadi satmadık deyin,
    Dalga geçin dalga, gönül eğleyin!..
    Tek fabrika yaptınız mı söyleyin?
    Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

    Pirinç, buğday, nohut, bulgur, soğan, et,
    Ne var ise hep dışardan ithal et…
    Üretmeden yaşar mı bir memleket?
    Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

    Hiç bir sıfat yokken çağrılıp piste,
    Ben mi ağırlandım “oval ofis”te?
    Zeytin yağı gibi çıkmayın üste!
    Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

    Dış güçlerle dostluklara giren kim?
    Piçlerine kol ve kanat geren kim?
    Hatta onlar ne isterse veren kim?
    Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

    Şerefli Türk Ordusuna pusu kur,
    “Ergenekon” “Balyoz” diye darbe vur,
    Gâvur yapamazdı bunu lan gâvur,
    Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

    Her gelen dolmuşa bindirsin seni!
    Her önüne gelen kandırsın seni!
    Öpülmüş sıpaya döndürsün seni!
    Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

    Koktu artık bu dış güçler söylemi!
    Kimin işi “BOP” başkanlık eylemi?
    Yani sizde, hiç bir suç yok, öyle mi?
    Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

    Arif der ki; dış güçlere uyup be,
    Bırakın bu ağızları ayıp be,
    Sayenizde yıllarımız kayıp be,
    Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!"

    Ozan Arif
  • Gecenin üzerime örttüğü çiy damlalarından kurtulup, doğrularak günün ilk öğününü, belki de mideme girebilecek birkaç lokmayı bulabilmek için hayatın içine atılıyorum. Benim olan tek şey şuradaki boş çöp tenekesinin yanında duran karton parçası. Gecenin ayazında bedenimin bütün sıcaklığını çekti oda. Beni sömürdü resmen, taş gibi kalktım yattığım yerden.

    Sağ, sol. Sağ, sol. Sağ, sol... Şu yoldan bir karşıya geçersem türlü zenginliklerin kucağında bulacağım kendimi. Hissediyorum. Bu gün benim şanslı günüm.

    .....................

    Ani bir fren sesi.... Gözlerim kapanır.. Tek duyduğum kulağımı yırtarcasına

    Dat daat daaaaaaaat...

    Gözlerimi açarım ve tamponla burun burunayım. Gözümün önünden geçecek bir film de çekemedim ki hayatım boyu. Bir sulu biftek geçmiş olsa boğazımdan şöyle hapur hupur yemiş olsan, onu görmek uğruna bile olsa o tamponu burnuma yerdim ama nerdeee...

    Hav hav hav hav

    Dat dat dat...

    Hav hav hav hav...

    Kazanan benim tabii ki.. Şoför pes edip benim geçmemi bekledi. Salına salına geçiyorum. Ne de olsa günün ilk kazananıyım. Hani tacım, karşılama töreni? Neyse birkaç parça ekmeğe de razıyım..

    Tıngır mıngır yolda ilerliyorum.  Acaba nerde bu günkü kısmetim? Fırıncı Ahmet abide mi? Ciğerci Necdet abide mi? Yoksa yoldaki bir hayırsevere mi denk gelicem, bu soğuk havada mideme sıcak bir şeyler girmesini sağlayacak. Bunun iihtimali piyangoyu tutturma ihtimalimden bile düşük ama hayal dünyamda her şeye yer var. Orası dipsiz bir kuyu. Karnımı doyurabilecek her ihtimale açığım.

    Ooo işte Ahmet abinin fırını. Bu ne!! Kucağında bir sürü ekmek olan biri, hem de istiflemiş ekmekleri, önünü göremiyor. Şimdi paçadan bir dalsam, elinden o taze, sıcacık ekmeği düşürse de midemde davul zurna çalsa. Ooooohh mis.. Ama olmaz ki. Adımı çıkartırlar saldırıyor diye. Sonra mı? Bir daha bu mahalleye adım atamam. Mahalleyi bırak bide barınak belası var. Oraya gidenlerin sonu hiç hayır değil. Ya zehirlenenlere ne demeli? Offff en iyisi mi paçadan saldırmak yerine aç karınla bir umut ciğerci Necdet abim.

    Tekin değil yürüdüğüm sokaklar. Her yerde bağırış çağırış, gürültü, kalabalık. Zor, çok zor hayvan olmak, insanların bile birbirini sevmediği bu dünyada. Sözde insanoğlunun tekme salvolarından kurtulmak her oryantalin harcı değil burada. İyi kıvırmak, koşup kurtulmak gerek. Üzerime tükürmek isteyenler de var üstelik. Tam kurtuldum derken o da ne!! Büyük bir bot patladı yüzümde.. Bu günün kısmetini aldım galiba. Ağzım burnum kan içinde, ciğercinin önünde auuu... Auuu...

    Necdet abi beni o halde hoş karşılamadı, uyuz mu kaptı kim bilir ne hastalık var deyip beni uzaklaştırmak için süpürgeyle belime belime çalıştı. Bende son hızla oradan uzaklaştım. Nereye mi? Başladığım yere. Çöp tenekemin yanına. Belki birkaç lokma yemek artığı ya da kuru ekmeğe denk gelirim de günü aç kapatmam diye umarak gidiyorum. Biliyorum. Necdet abiden en güzel ciğeride yedim, fırından sıcak ekmekte.

    Lokanta artıklarından köfte bile denk geldi. Her tadı biliyorum, ama hayatın tadını alamadım. İnsanoğlu bu tadı bana veremedi, benciller, çünkü kendileri bile bilmiyorlar o tadı. Benim ekmeğime bile göz koydular. Öyle de doyumsuzlar. Sabahtan beri sokaklardayım neden sıcak bir insan eli değmedi başıma? Neden hiç kimse umursamadı beni, bu dünyada bir varlığım yokmuş gibi.. Önlerine bakarak ilerleyen bu insanoğlu hiçbir şeyi göremiyor. Yalnızca kendini, varsa yoksa kendini düşünüyor. Oysa benim açlığım da tıpkı sizin insanlığınız kadar önemli. Bunun farkına varın artık.

    Hayal dünyama dalmış giderken farkına varmadım ama yaklaştım işte. Karşıya geçip bir an önce kavuşmalıyım çöp tenekeme.. Derken o da ne..

    ..........................

    Fren sesi daha yakından.. Dat dat dat...

    (Hav hav yok)

    Gözlerimi kapadım, kendimi sıktım ve derin bir nefes. Yerdeyim. Sabah teğet geçen ölümün kucağında. Hayallerimin başladığı yerde hayatım bitiyor. Ne güzeldi oysa, sulu bir biftek, sıcak ekmek, belki de ciğer. Hiçbiri, soğuk havadan başka hiçbir şey girmedi ağzıma bu gün, yediğim tekmeden sonra dolan kandan başka, bir lokma bile.

    1e 3 karanlık bir metal çöp tenekesi bekliyor beni. Tanıdık bir yerdeyim bu benim sahip olduğum tek şey. Kartonum. Sabah kalktığım karton hala sıcak mıdır ki? Keşke onun üzerinde yatsam, belki iyileşirim. Ama, ama hiçliğe doğru gidiyorum. Biliyorum. Hiç böyle düşünmemiştim şimdiye kadar. İçinden karnımı doyurup yaşamamı sağlayan o metal kutu şimdi mezarım olacak.

    Ağzımdan silik bir hırıltıyla son nefesimi veriyorum. Canım da nefesimle birlikte bedenimi terk ediyor.. Dilim dışarıda kuyruğumdan tutup çöpe attılar, ne de olsa adım sokak köpeği.
  • Devrimin benim gibilere kalmadığını baştan söylemeliydin bana.Bak;sana kalmadı o .
    Adalet Ağaoğlu
    Sayfa 267 - Everest Yayınları
  • Üstadın kitaplarını okurken hep farklı dünyalara girmişimdir en son okuduğum ulu hakan Abdülhamid han da sanki cennet mekan sultanın yanındaymışım yalınındaymışım gibiydim her satırı farklı bir mana çıkartıyordu bende ..!! Yine ayrı bir merakla almış olduğum bu kitap inş üstadın diğer kitapları gibi beni içine alıp götürür ..!! Bakalım Adnan Menderes ile ilgili bilinmeyenlere değin miş mi üstad ..!! Haydi bismillah
  • Bu soğuk ama bol oksijenli, bir o kadar da uyku getiren havada gidip kendime çay☕️ + elmalı pasta🍰 + kitap 📖 şöleni yapacağım. Bence mis gibi fikir. Haydi Bismillah🏃🏻‍♀️🏃🏻‍♀️🏃🏻‍♀️
  • Kim üşüyorum diyorsa onu hatırlasın..

    Bir coşku var içimde bugün kıpır kıpır
    Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
    Gözlerim parke parke taş duvarlarda
    Açılıyor hayal pencerelerim
    Hafif bir rüzgar gibi, süzülüyorum
    Kekik kokulu koyaklardan aşarak
    Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
    Bir çeşme başı arıyorum
    Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
    Mis gibi nane kokuları arasında
    Ruhumu dinlemek istiyorum
    Zikre dalmış her şey
    Güne gülümserken papatyalar
    Dualar gibi yükselir ümitlerim
    Güneşle kol kola kırlarda koşarak
    Siz peygamber çiçekleri toplarken
    Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
    Huzur dolu içimde
    Ben sonsuzluğu düşünüyorum
    Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
    Durun kapanmayın pencerelerim
    Güneşimi kapatmayın
    Beton çok soğuk, üşüyorum.

    Muhsin Yazıcıoğlu..

    Allah rahmet eylesin güzel insan..
  • dünyadaki bü­tün terslikler kasıtlı ya da kasıtsız, aceleye getirilerek söylen­ miş birtakım yalan yanlış sözlerden kaynaklanıyordu.