Yine Prens Dukas, muhasaranın şiddetini şöyle tavsif ediyor: “İmparator, kalelerin yıkılmış olduklarını görünce, bu halin gerek şehir için, gerek kendi şahsı İçin bir felâket olduğunu düşünerek yeis getiriyor ve ümitsizliğe kapılıyordu. Aziz Büyük Konstantin zamanından itibaren, Türkler, İranlılar ve Araplar ile bunca muharebeler yaptığımız hal-de, kalelerden bir libre ağırlığında tek taş bile düşmemişti.
O zamanlar, bu kadar sayısız asker ve büyük donanma ve bu kader mükemmel muharebe vasıtalarına malik bir ordu görülmemişti.”
II. Mehmet’in karadan donanma yürütme işinde amansız düşmanı olan ve II. Mehmet’i şahsen tanıyan Bizans imparatorluk prensi meşhur tarihçi Dukas, şöyle fikir beyanından kendini alamamıştır:
“Böyle bir harikayı kim gördü ve kim işitti? Keyahsar denizde köprü inşa ederek, karada yürür gibi, bu köprü üstünden karşıya asker geçirdi. Bu yeni Makedonyalı İskender ve bana kalırsa neslinin en büyük padişahı olan II. Mehmet, karayı denize tahvil etti ve gemileri dalgalar yerine dağların tepelerinden geçirdi. Binaenaleyh bu adam, Keyahsar’ı da geçti. Zira Keyahsar, Çanakkale Boğazı’nı geçti ve Atinalılara mağlûp olarak muhakkar bir halde geri döndü, Mehmet ise, karayı denizde olduğu gibi geçti ve Bizanslıları mahvetti ve hakikî altın gibi parlayan İstanbul’u, yani dünyayı tezyin eden şehirlerin kraliçesini fetheyledi.”
Fatih, Şahi toplarının ateşlendikten sonra ancak 8 saatte soğuduğunu gördü. Bu da İstanbul surlarının Bizanslılar tarafından tekrar onarılmasına neden oluyordu. O, topların soğuması için dâhiyane bir yol kullandı, zeytinyağını… Böylece topların atış süresi 4 saate düştü ve surlar Bizans tarafından onarılamaz hale geldi.
II. Mehmet, Boğazları kontrol altına aldıktan sonra silahlanmaya önem vermiştir. Aslında, Osmanlı eskiden beri kendi silahlarını kendileri yaparlardı. Sultan Mehmet, Osmanlı tahtına oturduğu zaman, topçuluk sanatı Osmanlılarda, devrine göre çok ilerlemiş, mükemmel ustalar ve dökümcüler yetişmişti. Kendisi de top döktürmekle de meşhurdu. Bu bilgisini Babası II. Murat Han’a borçluydu.