Kendi kendimeyken, hiç kimsenin söylemediği sözlere her türden zekice yorumu yapabilir, yerinde cevapları düşünebilirim ve onunla nüktedan bir sosyallik yaşayabilirim. Ama bütün bunlar canlı kanlı bir bedenle karşılaştığımda yok olur: aklımı kaybederim, daha fazla konuşamam ve yarım saatten sonra yorgun hissederim. İnsanlarla konuşmak uykumu getirir. Sadece ruhani ve hayali arkadaşlarım, sadece hayallerimdeki konuşmalar gerçektir ve somut olarak vardır.
Nedense bir müddet beraber yürüdüğümüz insanların başına bir felaket geldiğini, herhangi bir sıkıntıya düştüklerini görünce bu belaları kendi başımızdan savmış gibi ferahlık duyar ve o zavallılara, sanki bize de gelebilecek belaları kendi üstlerine çektikleri için, alaka ve merhamet göstermek isteriz.