ophilosophy

ophilosophy
@misqudedx
Herkese bir pencere lazım, Önünde oturup her şeyi unutabileceği
Yunan mitolojisinde mutluluğa dair bir hikâyeye göre; Tanrılar, insanlar mutluluğu arasın ve böylece kıymetli olsun diye saklamaya karar verirler. Biri der ki, "Göklerin en uzağına saklayalım." Diğeri, "Denizin en dibine..." Öbürü, "Ormanın en kuytusuna saklayalım," diye belirtir. Sonunda biri der ki, "İçlerine saklayalım. Oraya bakmak akıllarına gelmez."
Hiçbir şey eskisi gibi değil artık. Ben de öyle. Önceden kahrolduğum şeyleri şimdi hiç umursamıyorum. Geçmişte beni kıran, günlerce uykusuz bırakan olayları artık takmıyorum. Sanırım insanları tanıdıkça onlardan beklentim azaldı gerçi bişey de beklemiyordum. Büyük beklentilerin olmayınca hayal kırıklıkların da olmuyor. 'Gitmez' dediklerim giderek, 'O asla yapmaz' dediklerim yaparak öğrettiler bunu. Bütün insanlar aynıdır demiyorum fakat her insanın hata yapabileceğini çok iyi biliyorum. Yani ben biriyle arama mesafe koyuyorsam, tereddüt ediyorsam ve uzak duruyorsam; bu kibirden değil, kendimi koruma çabamdandır. İçimdeki en derin kırıklar çok sevdiğim insanların çabasızlığından, duyarsızlığından, umursamazlığından kaldı."
Dostoyevski nankörlüğü şu vurucu cümleyle özetliyor: Havalar soğuduğunda insan gölge veren ağaçları unutur..
Hayatta bir yandan güzel rüyalar vaadedip uykusuz bırakanlar, baharım diyip kış yaşatanlar, hep yanındaymış gibi davranıp yıllarca yüzüne hasret bırakanlar var. Bir de gerçeği bilip gözü kapalı inananlar.
Dünyadaki en kötü şey sanmak. İyi biri sanmak, sevildiğini sanmak, doğru kişi olduğunu sanmak. Sanmak insanı mahveder.