Devletin ötesinde hüküm süren paradır, nakleden odur ve bugün eksikliği çekilen şey, kesinlikle bir Marksizm eleştirisi değil, Marx'ın ki kadar iyi olan ve onu geliştirecek modern bir para teorisidir
Borç büyümeye mani değildir; tam tersine çağdaş ekonominin ekonomik ve öznel itici gücünü oluşturur. Borçların imal edilmesi, yani alacaklılar ile borçlular arasında güç ilişkisinin yaratılması ve gelişimi, neoliberal politikaların stratejik merkezi olarak düşünülmüş ve programlanmıştır. Eğer borç neoliberalizmi anlamak ve ona karşı mücadele etmek için merkezi öneme sahipse, bunun sebebi neoliberalizmin, doğduğu andan itibaren, borç mantığı etrafında şekillenmiş olmasıdır.
Tüketim yoluyla, farkına varmadan borç ekonomisiyle günlük bir ilişki sürdürüyoruz. Kendimizle birlikte, kredi kartımızın manyetik şeridine kayıtlı alacaklı-borçlu ilişkisini ceplerimizde, cüzdanlarımızda taşıyoruz. Bu küçük plastik dikdörtgen, görünüşte zararsız ama neticeleri dikkate değer iki işlemi gizliyor: daimi bir borç yaratan kredi ilişkisinin otomatik teşekkülü. Kredi kartı, onu taşıyan kişiyi daimi borçluya, hayat boyu "borçlandırılmış insana" dönüştürmenin en basit yoludur.
Hafızasını kaybetmiş tüm bu insanlara göre, tekrarlanıp duran bu krizlerin gerçek nedenleri, ağustos böcekleri gibi yaşamak isteyen yönetilenlerin (özellikle de Avrupa'nın güneyinde yaşayanların) aşırı taleplerinde ve aslında iş ve iktidarın uluslararası bölüşümünde hep önemli bir rol oynayan seçkinlerin yolsuzluklarında yatmaktadır.