Kelimelerin kıymetini bildiğimiz halde, şaşırtıcı olan, gelişigüzel her şeyi ifade etmek için çırpınmamız ve başarıyoruz da. Bunun için doğaüstü bir cüret gerekiyor açıkçası.
Zaaflarımız kendimizden kaçmamıza, deri değiştirmemize, başkası olmamıza, dönüşüm geçirmemize mani olur. İleri doğru attığımız her adımın ardından, bize bir adım geri attırırlar. Öyle ki, kimliğimizin faydasızlığını öğrenmenin dışında hiçbir şeyde ileri gidemeyiz.
İnsan ne kadar çok haksızlığa uğrarsa kendini beğenmişliğe, hatta açıkça kibre sürüklenme ihtimali o kadar artar. Bütün mağdurlar kendilerinin -tersinden de olsa -seçilmiş oldukları hayaline kapılır ve ona göre hareket eder; böyle davranarak Şeytan'la aynı statüyü paylaştıkları akıllarına gelmez.
Sanki hiçbir zaman hiçbir şey olmamış gibi davranılan, ânın yokluğundan her beklentinin askıya alındığı ve insanın beyhude yere, en derinden, hâlâ mümkünün kırıntısına erişmeye çalıştığı zamanlar.