Sevgili Celal Üster’in son sözünü mutlaka okumalısınız. İncelikli ve detaycı yaklaşımıyla son derece özenli, harika bir çeviri ortaya çıkarmış. İşini hakkıyla yapan herkese saygılar.
Aşkın eylemsizliği kabul etmediğini çok küçük bir yaşta öğrenmiştim. Bu yüzden iç dünyalarının denizinde boğulurken adım atmaya geciken ve aşkını kaybeden karakterlerle derin bir empati kurabiliyorum. Albay Mason sebebi ne olursa olsun sonunda kendine koyduğu sınırlar yüzünden kaybetti. Fakat bu hikayenin en büyük kaybedeni yıllarca aradığı sevgiyi kendi elleriyle ölü toprağa veren Caroline oldu.
Henry James
Yıllarca okuyamadım yarım bırakıp durdum. Bazı kitapları zamanı gelmeden okuyamazsınız.
Kitabın yarısına geldiğimde benim için çok bir şey ifade etmiyordu meğer yavaş yavaş içime işlediğinin farkında değilmişim. Son sayfalar beni zorlu bir acı döngüsüne soktu. Bunca zaman yazara karşı önyargılı olmamın hiçbir anlamı yokmuş. Sonuçta kitabın okurlar tarafından bu kadar abartılmış olması onun suçu değil. Farklı ve son derece gerçekçi bir bakış açısıyla tanışmış oldum. Kendi dilinde okumuş olsaydım mutlaka çok daha anlamlı daha güzel bir keyif yaşatabilirdi.
Augustus Waters şerefine...
Kitap, beni yıllar öncesine kör sevginin ilk sillesini yediğim, acı içinde kıvrandığım, yapayalnız kaldığım zamana götürdü. Yaşanan olaylar farklı belki fakat aşk denen illetinin verdiği acı hep benzer olmaya devam edecek.
Zweig, kapandığını sandığım yaralarımı tekrar kanattı ve onların varlığını bana tekrar hatırlattı. Bir erkeğin kaleminden bir kadının hissettiklerini bu kadar yoğun bu kadar doğru okumak ... Bilemiyorum, hala şaşkınım. Duyguların cinsiyeti olmadığı tekrar tasdiklenmiş oldu.
Bu zamana kadar okuduğum ana teması melekler üzerinden işlenen en iyi kurgulardan biri. Klişelerden doğan bir mucize okudum. Özellikle fantastik serilerde güçlü kadın karakterleri okumak bana inanılmaz zevk veriyor.