Kişisel olarak eserin diliyle ilgili bazı olumsuz düşüncelerim var. Ağır bir dile ve uzun cümlelere sahip. Hicivsel anlatım zaman zaman uzayıp karışıklığa yol açabiliyor. Bu da kitabın odak noktasını kaybettirebiliyor. Okur eğer hümanist edebiyatı veya 16. yüzyılın entelektüel yapısını bilmiyorsa, eseri anlamakta epey zorlanabilir. Bu da eseri biraz “elitist” kılıyor. Kitap her ne kadar halkı da savunuyor gibi görünse de, bir akademisyen için yazılmış gibi.
Kendi adıma yer yer sıkıldığımı söylemeliyim. Mizah var ama sürekli aynı tonla ilerlediği için bir noktadan sonra tekrar hissi uyandırıyor.
"Var olduğumu hissettiğim yerde değilim; kendimi ararken beni arayanın kim olduğunu bilemiyorum. Her şeyden sıkılarak gevşiyorum. Ruhumdan kovulmuşum sanki."