Tecrübe denen şey yaşananları sıfırla çarpmakmış. Tecrübeye âşıktım, ebedi acemi oldum. Yaşadıklarım, duygularımın çeşitlenmesinden başka bir işe yaramadı. Duygularım da çeşitlenerek yok oldular. Çoğaldıkça etkileri azaldı, azalmayanlar dönüştü. Eskiden beni duygulandıran şeyler şimdi sinirlendiriyor.
insanın kendi durumunun ve sıkıntısının başka birisinden ya da bir dış güçten kaynaklandığına inandığı sürece kendisini kişisel değişime adamasının ne anlamı var?
Bunun tam zıttı olan görüşü de Dostoyevski’nin Budala eserinde görüyoruz. Her problemi kendisinde arayan insan tiplemesiyle karşı karşıya kalıyoruz ve bu insanın sorunları kendinde aradıkça asla doğruları göremediğini ve değişemediğini görüyoruz. En iyisi insan hep iki taraflı düşünmeli. (Her konu için)