‘’Benim edebiyatla ilgili olarak ikinci bir doğum tarihim var: 1943. Dostoveyski'yi okudum ve ondan sonra hiç huzur kalmadı bende." Cemal Süreya’nın bu içten ve özgün yorumu beni öylesine etkiledi ki yıllarca Dostoyevski sokamadım kitaplığıma... Ah merak ... Gel gör ki merak... Sonunda kesişti yollarımız Raskolnikov aracılığıyla buluşuverdik Dostoyevski ile. Gerçekten de öylesine gerçekçi ,kasvetli, empatiden kaçma isteği dolu olmasına karşın akıp giden bir olay örgüsüne sahip. Bu kitap öyle bir kitap ki yıllar geçse bile ne Raskolnikov’u unutturur ne de o tesadüfi baltayı... Bu kitap öyle bir kitap ki türünü belirlemek epey zor. Psikolojik, polisiye,gerilim,felsefi ve oldukça da edebi... Nasıl büyük bir başarıdır bu... Daha satırlar dolusu methedebileceğim bir kitap lakin daha fazla bilgi verip tat kaçırmak istemem... Buyrun siz kaybolun kitapta.. Siz varın satırların tadına.. Huzurlu dakikalar.