Birisine anlatılmayı bekleyen ne çok şey kalmışmış içimizde. Unuttuk sanırken çürümeye terk etmişiz onları. Zaman zaman içimize dolan pis koku
O çürüklerden geliyormuş da, biz başkalarını suçluyormuşuz.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak, yani ağır bastığından.