Yılın zemherisi, gecenin leylisi...
Elde avuçta kalan; bir avuç moloz yığını altında anılar, bir avuç enkaz yığını üstünde ürkek sedasıyla "sesimi duyan var mı?" diyenler, biraz korku ama yürek dolusu acı...
65 saniye; binlerce insan enkazda, binlerce insan ayakta ve binlerce insan yumdu gözünü bir daha açmamak üzere hayata.
"O esrarlı yangına bu can nasıl dayandı?
Böylesi bir yangını görmedi Nemrut bile.
Kaktüsün gölgesinde nazlı âhım da yandı.
Kalmadı hiçbir şeyim bak, günahım da yandı.
Yenilgiler bir tufan gibi çöktü üstüme.
Ülkem yıkıldı heyhat!
Ordugâhım da yandı."
Depremden sonra bile peşimizi bırakmayan enkazlar, yıkımlar... Bir sabah uyanırsın, karşı komşunun duvarında yıkım kararı yapıştırılmış, bir sabah uyanırsın sprey boyalarla "yıkım ertelendi" yazılmış, üç dört gün sonra bir sabaha yine uyanırsın çocukluğunun geçtiği mahallede, sokakta yıkım ekipleri. Başlarlar en baştan yıkmaya bir, iki, üç derken kalmaz ayakta bir tane ev. Düğümlenir boğazında binlerce kelime, binlerce gözyaşı, binlerce anı...
Hatırlıyor musunlara sığdırmaya başlarsın ufaktan ufaktan cümlelerini. "Hatırlıyor musunuz çocuklar; kar yağdığında tepeden aşağıya kayardık, parka kadar koşardık, ramazanda sokağa sofra kurardık?"
06 Şubat 2023'ten evveli...