Emre Ekinciler

Emre Ekinciler
@mnzvr13
Bir geceye varma ânı elinde, yavaş yavaş yükselir oldum farkındalığın manzarası önünde.
Öğrenci
Üniversite
MERSİN
16 okur puanı
Kasım 2017 tarihinde katıldı
Münzevera
-Bir yaşantı geride bıraktım, Üstü umutlarla kaplı, Dayanağı çatlaklarla,
Münzevera
Kendimin misafiriyim yağmurlu günlerde, Bir Ben'den başka bir Ben'e. Biraz düşünden ikram ediyorum,
Münzevera
-Zamanı yanıbaşında duran bir gülün sadakatine emanet eden hayatlar da var. Öylece oturup alabildiğine uzaklara bakarken gözleri her kırpmada geçen her bir dakika için, gülden sırtında hüsün tohumlarıyla süzülen bir parça kopan ve rüzgarın sükûnetiyle önünden geçen hayatlar. Tüm bir yolu bitirip de unutkanlık ilacını alan ve iki adım ilerlemiş hayatlar da var. Değil tahammülün ağırlığı altında ezildiğini, bir kıymığın tene değerken ki rüya milasi acısını bile hissetmeyen hayatlar. İnce bir paçavra giyilip de toprakta oturuluyormuş bazı vakitler, gökyüzüne bakılırken ki uzunca bir nefes verme ânı ile memnuniyeti hissettiren vakitler. Sıcak bir bardak ıhlamur sağda, bir kağıt yığını önde ve bir kalem yığını solda, her yudumla birlikte rayihasının en ufak farkındalığı işlermiş yüreğe. Tüm gece yazmakla geçmiş, yazılanınsa bir kelime olması tüm isteklerin idrakına tebessüm ettirirmiş.
Münzevera
-Adımların küçüleceği bir yer ve zamanın nesebi, Saatlerce gözlerimi eser edeceğim, Umutlarımın ipini bağlayacağım,
Münzevera
Uzunca bir beklentinin etkisi varken, sıradanlık saldırıları altında derinlere işlemiş hüzün kırıntıları birikirmiş içime. Tüm varlık sebeplerinin bir arzuya boyun eğerken, kendi aralarında birbirine bağlanarak köşeye atılmış duyguların farkındalığı da görünmezmiş böylece. Elinde bulunmuş ve bulunacak olan değerlerin yok sayıldığı çaresizlik zamanları, tüm bir ömrün bir saniyeye sığdığı ve kendini o saniyede esir hissettiren gerçekleri gördüm. Yola düşmek kederi bastırır,hareket etmekten yoksun gerçekler için. Baharı gördüğüm, sevinci yaşadığım,kendime güldüğüm zannı aynaya bakma ile baharı kışa,sevinci kedere, gülüşü ise ağlamaya dönüşürdü. Her acısı olanı dost bilmek bir kurtuluş yolu aramak olmadığı gibi acıya köle olmak istencinin ilk belirtisiydi. Sonunda çekilen ızdırabın verdiği kaybetmişlik hissiyatı, beni başlangıç yeri ve tarihi ben olan yeni yol ayrımlarına götürürkendi tahammül ile tebessüm şerbetini içişim. Çok geçmeden anlaşılan hakikatin verdiği memnuniyet,Aşk'a olan sohbetin bir tek sükut ile olabileceğinin en saf haliydi. İki avucun alabildiği su kadar temiz sevginin ölçülmesi nasıldır ki sizlere göre bilir misiniz? Ya ellerin ıslandıktan sonra toprakla buluşurken,toprağın çamura dönmesindeki samimi temaşa anında tebessümkar bakışlar...