Bu rezil inançların Tanrısı bana, ne kadar tutarsız ve zalim bir varlık olduğunu, bugün dünyayı yaratıp, yarın yarattığından pişmanlık duyarak göstermiyor mu?
Gördüğüm şey, insanın dilediği alışkanlıklara asla izin vermeyen zayıf bir varlık değil mi? Bu varlık gücünü ve hâkimiyetini insandan alsa bile onu yönetebilir, onu nasıl aşağılayacağını bilir ve oturduğu yerden sonsuz eziyetler etmeye kendinde hak görebilir! Ne kadar da aciz bir Tanrı bu! Nasıl olur ki! Gördüğümüz her şeyi yaratmış, ama iş keyfine göre insan yaratmaya gelince bu imkânsız, öyle mi? İnsanı böyle yaratmış olsaydı, ne değeri olurdu ki dediğinizi duyar gibiyim. Ne kadar da bayağı! Peki, insan Tanrı’sına neden değer versin ki?
Gözlerimi açtığımda düşlerimin büyük kısmını; bazen hiçbirini, hatırlamıyorum. Eksikliğini ve acısını çektigim tek şeyse, bu. Düşlerimin, hayallerimin bile ne olduklarını bilmemek... Oysa, düşlerdir insana gerçeği anlama, gerçeği çarpıtma, ya da gerçeği aşma imkânı sunan.
Düş de bir tecrübedir. Bunu deneyince öyle bir aydınlandım ki, artık düşlediğim her şeyi gerçek gibi görüyorum. Onları birer düş yapan her şeyi yitirdim böylece.