Adalı olup da çirkin ırktan olma kadersizliği
Taiti halkı, birbirinden çok farklı ama aynı dili konuşan, aynı gelenekleri paylaşan ve herhangi bir ayrım olmaksızın birbirine karışmış halde yaşayan iki ırktan oluşmuştur. Daha kalabalık olan birincisinin erkekleri daha uzun boyludur: altı ayak boyunda ve daha uzun olanlarını görmek olağandır. Ben hiçbir zaman onlardan daha biçimli, daha orantılı insanlar görmedim; Herkules'i ya da Mars'ı çizmek için hiçbir yerde onlardan daha iyi model bulunmaz. Çizgileri Avrupalılardan hiç farklı değildir; eğer giyimli olsalar, açık havada ve güneşin altında daha az kalsalar bizim kadar beyaz olurlar. Saçları genelde siyahtır. İkinci ırk orta boyludur, saçları kıvırcık ve diken gibi serttir, rengi ve çizgileri zenci-beyaz melezlerinkinden az farklıdır. Bizimle gelen Taitili, her ne kadar babası bölge reisiyse de işte bu ikinci ırktandır; ama güzellik yönündeki eksiğini zekâsıyla kapatmaktadır.
John Stuart Mill
Insanoğlunun ortaya koyması gereken eserleri arasında mükemmelleştirmek için yaşamının haklı bir şekilde görevlendirildiği en önemli şey elbette ki kendisidir... İnsan doğası bir model örnek alınıp inşa edilerek yalnızca hedeflediği işleri yapabilecek bir makine değildir, aksine, onu canlı bir varlık kılan içsel güçlerin eğilimlerine göre kendini dört bir yana doğru geliştirecek bir ağaçtır.
Sayfa 91 - Okuyan Us - 18. Basım
Reklam
sana bu mektubu erkek eliyle öldürülmüş bir kadının mezarı başından yazıyorum isimler her an değişebilir rakamlar güncellenebilir: mesela münevver mesela emine mesela alara şaşırdın mı hadi ama bunları kafana takma bir balta ne işe yarar uzman görüşüne başvuralım herkesin huzurunda -etek boyuna göre ayarlanmış coğrafya: atlar yerlerini aldı ve start verildi mahallenin gençleri böyle tespih sallamayı nereden öğrendi doksan üç model şahine atlayıp son ses müzik dinlemeyi gömleğin daralabilir köşenin tutulabilir lafın atılabilir olma özelliğini utanma avcı ve toplayıcı kültürü tek tıkla sepete ekle son hızla kapına getir
Sayfa 29·Kitabı okudu
Râbıta, müridin şeyhinin hayalini gözünde ve gönlünde taşımasıdır. Hz. Peygamber (s.a.v)'e salât ü selâm getirerek gönülde bir sevgi bağı oluşturmak da bir tür râbıtadır. Hz. Hasan'ın dayısı Hind b. Ebî Hâle'den Hz. Peygamber'in hilyesini sorarak: "Özelliklerini dikkate alıp onunla kalbî bir bağ kurmak için onu bana tasvir etmeni istiyorum" demesi, bir bakıma kalbî alâka ve râbıtadır. Sonuç olarak râbıta, Allah ile kul arasına şeyhi üçüncü bir şahıs olarak sokup irtikâb edilmiş bir şirk değil, aksine mürîdin, önündeki model şahsiyete benzemesi, onunla olan beraberliğini kalbi ile sürdürmesidir.
Sayfa 382·Kitabı okudu
1000Kitap
Şerif Hüseyin ailesinin akıbeti
Irak siyaseti üzerindeki İngiliz gölgesi, 1956'da patlak veren Süveyş Krizi'yle birlikte gözle görünür hale gelmişti. Irak Kralı İkinci Faysal'ın, kriz sırasında İngiltere'nin
Sayfa 68·Kitabı okuyor
Tarih
Hayal kırıklığı riski, ötekini idealleştirdikçe azalır. Süreç içerisinde öteki yalnızca hayalî bir rol yerine getirebilir hale gelir. Gerçeklik yeterince öğe sağlamadığında, tutku yapay bir model inşa edebilir; gerçekliğe uygun olmasa bile kendi hayalî modeline inanabilir.
Reklam
Reklam