erawan ıska geçmişti. sadece birkaç santim farkla tılsımı vurmamış, tılsımın içindeki wyrd anahtarının varlığını sezememişti.
yine de darbenin etkisi hala amansız dalgalar halinde aelin’in kemiklerinde yayılıyordu.
one bir şeyi hatırlatmak için: aelin ateşin varisi olabilirdi… fakat erawan de karanlığın kralıydı.
büyükannesi “dökülen kan eşit olmalı,” diye mırıldandı. dikkati manon’ın omzuna çevirdi. “bu yüzden sen, torunum, yaptığın için ölmeyeceksin. fakat on üçler’inden biri ölecek.”
büyükannesi kadim gözlerinde muzaffer bir parıltıyla “sağ kolun asterin siyahgaga klanlarımız arasındaki kan borcunu ödemeli,” derken manon uzun zamandır ilk kez korkuyu, insanlara has çaresizliği tattı. “yarın günbatımında ölecek.”
kadara canavarın leşini parçalarken prens “babamın topraklarında pek çok güzellik vardır," diye ekledi. “fakat yüzeyin ardında gezinen çok daha fazlasıdır."