savaşa, savaşı icat edenlere, savaşı çıkaranlara yediden yetmişe veryansın ediyorlardı. insanların ne hayvanlıkları ne sürüngen hayvandan daha sürüngen oldukları ne kıvıl kıvıl eden ığıl ığıl çürüyen solucan oldukları kalıyordu.
bu şiiri sadece sana yazmak kalbimi kırıyor aslında
bir ayçiçeğinin taşınması gibi başka güneşlere
geride kalıp hayatı oyalayan birisi olsa
ben yazmasam
sen gitmesen
biz düşmesek
eğer önündeki kapılar bir daha yüzüne kapanacak olursa hayatının sona ermediğini düşün. sona eren şey yalnızca hayatlarının birincisidir ve diğeri başlamak üzere sabırsızlanmaktadır. o zaman bir gemiye bin, seni bekleyen bir kent vardır.
Dünyada Dante gibilerinin olduğunu hiç bilmediğimi söylemek istiyordum; yıldızlara bakan ve suyun gizemlerini bilen ve kuşların göklere ait olduğunu, zarafetle uçarken kötücül ve aptal çocuklar tarafından vurulup düşürülmemeleri gerektiğini bilen insanlar olduğunu. Onlara hayatımı değiştirdiğini ve bir daha asla ama asla aynı olmayacağımı söylemek istiyordum. Ve sanki ben onun hayatını kurtarmamışım da Dante benimkini kurtarmış gibi hissettiğimi. Beni korkutan şeyler hakkında annem haricinde ilk kez onun dilimin bağını çözdüğünü söylemek istiyordum. Onlara çok şey söylemek istiyordum ancak hiçbir kelimem yoktu. O yüzden aptal gibi kendimi tekrar ettim. “Dante arkadaşım.”