Zihinsel sorgulamalarla dolu diyaloglar barındıran hiç bitsin istemediğim eser oldu. Gerçek tutsakların kimler olduğunu ve tutsaklığın aslında ne anlama geldiğini anlatıyor. Önyargılar, insanları dinlemeden etiketme, bir kere bile olsa insanı dinlemek gerektiğini, sorunlara kulak tıkayan toplumun nelere mal olduğunu açıkça anlatıyor. Keşke hasta ile doktor arasındaki o muazzam diyaloğa daha fazla yer verilseymiş yazar eminim vurucu etkisi çok daha keskin olurdu.
Yazar İnsanın içinde doğuştan iyi ve kötü yanlarının olduğunu ama kiminde iyinin, kiminde kötünün ağır bastığını çocukların yaşam mücadelesi, korku, açlık ve güç hırsı üzerinden anlatmış. Faşizm ile demokratik ortamların keskin ayrımı net şekilde gözler önüne seriyor. Hırslar uğruna göz kırpmadan ölümün normalleşmesi sert gerçekçi şekilde yüze vuruyor yazar.
Bir çocuğun gözünden dünyayı ve bunun iç dünyasında ne gibi durumlara sebebiyet verdiğini çok iyi anlatan kitap. Küçücük erkek çocuğun yetişkinlerin flörtöz dünyasına anlam vermeye çalışması. Ancak büyüdüğünde annesiyle arasındaki büyük sır olarak kalacak...
Mecburiyet halinde aile, yaşanılan yer ve kişinin karar verme yetisi nasıl anlam değişikliğine uğradığını, insan ruhunun çelişkilerini gözler önüne seriyor. Pasifizme dair en güçlü eser denilebilir.