"Oysa herkes, başı ve sonu olan bir roman sanıyordu hayatını. Bütün boşlukları dolduracağını, soruları cevaplayacağını, düğümleri çözüp rahatlayacağını umarak yaşıyordu. Halbuki bir son vardı ama ne yeri ne de zamanı bilinebileceğinden, muhtemelen beklenmedik zamanda kapıyı çalıp, hepimizi bağırsakları dışarı sarkmış yaralı hayvanlar gibi ortada bırakacaktı. Er ya da geç. Sonumuzu en başından bilsek bile gafil avlanacak, cevaplanmamış sorularımız ve alınmamış heveslerimizle,
gerçekleşememiş dilekler gibi kalakalacaktık."
Bu kitapta Maura'nın geçmişine yelken açıyoruz. İlk bölümdeki heyecanlı olaydan sonra Maura'nın öyküsünü okurken yazarın olayları nasıl birleştireceğini büyük bir heyecanla bekledim. Kitabın 4'te 1'ine kadar Maura'ya ara verip asıl cinayet olaylarına biraz fazla yer vermesini beklesem de yaklaşık 100 sayfadan sonra kitap heyecanlı olmaya başladı. Olayların yine çok zekice bağlanması tatmin ediciydi ve katil hiç tahmin etmediğim biri çıktı. Serideki Çırak ve Diriliş kadar olmasa da yine de güzeldi.