Olduğum insan olmak benim seçimdi. Bu hiç kimseyi ilgilendirmezdi. Ben saklandığım buz kütlesinin içinde oldukça huzurluydum. Belki tüm organlarım donmuştu, Belki kanım bile damarlar yırtıyordu ama sorun değildi. Zaten sıcak bir kalbin yaradığı tek şey acıydı. Akan Birka kanın kirletmeyeceği yoktu. Ben donuk bir yaşam sürmeye alışmıştım. İnsanları yadırgıyor, onlardan uzak duruyor, onları sevmiyor falan değildim. Kendi halinde bir kızdım. Hayatımda fazla insana yer yoktu en azından ben böyle düşünüyordum.
İçeride hiçte sessiz sayılmazdım. Aksine içim öyle gürültülüdu ki, bazen içimden kaçmak istediğim zamanlar oluyordu. Her şeyi içime park ederdim. Acımı, umutsuzlukları, mutsuzlukları, doluluklarımı, boşluklarımı… Gözyaşlarımı. Ben kendi cenazemi kendim kefenler, kendim kaldırır, kendim defnederdim.
Her insan önemsenmek, korunmak isterdi elbet. Zaman zaman benim de bunların yokluğunu çektiğim olmuştu ama kendime sarılarak bir şeyleri halledebildiğimi fark ettiğimden beri Çizdiğim çemberin içine kendimden başka hiç kimseyi kabul etmiyordum. EDEMIYORDUM!