Giriş Yap
Ömür Berat ÇALIK
@mrberat
Gazi Üniversitesi-Uluslararası Ticaret
Trabzon
Trabzon
751 okur puanı
16 Ara 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
608 syf.
·
9 günde
·
7/10 puan
Augustus
Muhtemelen Roma tarihine yönelik bilgilerim kısıtlı olduğundan olsa gerek beni biraz zorlayan ama tabii ki de bilgilendiren güzel bir biyografi kitabı oldu. Augustus, meşhur Iulius Ceasar'ın yeğeni (Augustus'un annesinin dayısı), varisi ve manevi oğlu olmasından ötürü siyasî kariyerinde rakiplerine göre daha avantajlı olmuştu. Kitabın yaklaşık ilk 100 sayfası Iulius Ceasar'ı anlatarak geçiyor. İktidarı eline alması ve ölümü ile birlikte vasiyeti sonucu Augustu'un anlatımına geçiyor yazar. Ondan sonra ise Augustus'un mücadelesi, verilen iç savaş ve iktidara gelmesiyle birlikte ölümüne kadar geçen süreç ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor. Yazarın dediğine göre Augustus üzerine yazılan ilk biyografi imiş.
Reklam
576 syf.
·
5 günde
·
8/10 puan
Moğol İmparatorluğu
Moğollar, tarihe adlarını kanla, işkenceyle, yıkımla yazdırmış bir millet olarak tarih sayfalarında yerlerini aldılar. Cengiz Han'dan önce tam anlamıyla bağımsız bir devlet olarak varolamayan bu millet, gerçek bir liderin eşliğinde erişilmez bir imparatorluk kurdular ve Cengiz Han'ın ölümüyle parçalara bölünerek güçlerini ve tabii ki namlarını yaymaya devam ettiler. Kitap öncelikle Moğolistan coğrafyasından bahse giriyor. İklim, toprak vs.derken Temuçin'in soyu ile birlikte dönemin sosyal, kültürel ve siyasi yapısını ele alıyor yazar. Bunu Temuçin'in han oluşu ve Cengiz adını alışı izlerken Moğollar da tarih sahnesine dalış yapıyor tabiri caizse. Kitabın adı ile de çok net anlaşılacağı gibi Cengiz Han'ın imparatorluğu ile başlayan süreç onun ölümüyle birlikte ortaya çıkan diğer Moğol devletlerini de ele alıyor. Hemen hem her devlet farklı bir bölüm altında ele alınarak kuruluşundan yıkılışına kadar geçen süreçler anlatılıyor ve her bölümün sonunda bahse konu olan devlet ile İslam arasındaki ilişki tartışılıyor yazar tarafından. 12. Bölüm ise Moğol devletinin/devletlerinin İslam ile uyumu ve İslâmi camiada nasıl karşılık bulduğu geniş çaplı olarak yorumlanıyor. Tarihte kendilerine bir hayli önemli yer bulan Moğollar bu eserde olabildiğince objektif bir şekilde anlatılmış. Böylece Moğollar üzerine önemli bir eserin daha dilimize çevrilmesi güzel neticeler vermiş oldu.
Moğol İmparatorluğu
8.0/10 · 6 okunma
304 syf.
·
5 günde
·
9/10 puan
Troya Savaşı
Troya, at bakımı ve ticareti ile uğraş veren bir şehir. Hitit ve Yunan krallarıkları arasında tampon bir bölge aynı zamanda. Denize kıyısı olmasına rağmen deniz gücü bakımından ise zayıf bir krallık. Bu krallığın prenslerinden biri olan Paris, ticari görüşmeler veya diplomatik bir ziyaret için gittiği Lakedaimonia ülkesinde, kral Menelaos'un güzeller güzeli karısı Helene'yi kaçırır. Paris, sadece prensesi kaçırmakla kalmamış bir de yanlarında büyük bir hazine de getirmişlerdir. Buraya kadar olaylar bir aşk ilişkisi ve aldatılmış bir eşin hırsı gibi görünüyor. Fakat yazar -tarihçiler işte bu yüzden varlar- gerek bu kaçışın gerekse savaşın çıkma sebebini sadece aşk ilişkileri içerisinde görmememiz gerektiğini söylüyor. Yazara göre Paris, Helene'yi başka bir sebeple kaçırmış Helene de sadece aşkı için 2 çocuğunu geride bırakıp kaçmamış olabilirdi. Yunan krallıkları ise sadece bir kadının peşine düşerek savaş borularını çalmamış olması gerekir. Helene bir vesileydi yazara göre. Asıl gerekçe çalınan hazine, kırılan onur ve Troya'nın zenginlik şehriydi... Yunanlar deniz gücü bakımından güçlüydü. Troya şehri ise surları sayesinde aşılmaz bir kale... Bu yüzden şehir kuşatılmadı, kuşatılamadı. Yunanlar sahile çıkarak bir üs kurdular. Zaman zaman meydan savaşları olmadı değil. Savaş Çağ'a göre uzun sürmüş. Fakat yazar, Homeros'un dediği 9-10 yıllık süreye katılmıyor. Gene de uzun süren bir savaş olmuş. Efsaneler, mitler derken bir de gerçekler var tabii. Paris, şehir düşmeden önce ölecek ve Helene, Paris'in küçük kardeşi ile evlenecektir. Bunlar kitap içinde önemli gördüğüm kimi konular. Troya Atı'na gelecek olursak; yazar bu konuya değinirken at üzerinde değil de şehrin bir taktik sonucu düşürülmesinin önemine değiniyor. Troya Atı gerçek olsun veya olmasın şehrin düşüşü bir gayrinizami harp örneği yazara göre. Neticede şehir düşer ve yıkılarak yerle bir olur. Tunç Çağ geleneğine göre teslim olmayı reddeden şehirler alındıktan sonra yakılarak yıkılırmış. Aynı şey Troya'nın da başıma gelmiş haliyle... Sonsöz olarak konuya meraklı olanlar filmini veya dizisini izlemişlerdir. Veya kitabı okuduktan sonra izleyenler olacaktır. Bu üçlemenin hepsini yapmak ise daha verimli kanaatimce...
Troya Savaşı
6.8/10 · 14 okunma

Okur takip önerileri

Oğuz Aktürk
@distopikokurÖmür Berat ÇALIK ile benzer
zeynep
@reveriesÖmür Berat ÇALIK ile benzer
EA.
@KusslarucuyoorÖmür Berat ÇALIK ile benzer
Daha fazla göster
240 syf.
·
5 günde
·
9/10 puan
1678 Çehrin Seferi
Osmanlı Devleti tarihi boyunca yüzlerce kuşatma yaptı. Bu kuşatmaları her zaman kitap yaprakları içerisinde sadece birkaç sayfada bulabildik. Kahraman Şakul hoca bu kuşatmaların -bu eseri ile birlikte- dördünü inceledi. Hepsi birbirinden değerli olan bu eserler sayesinde kale kuşatmalarını en ince ayrıntısına kadar görmüş oluyoruz. Bu eser de yazarın diğer eserleri gibi Köprülüler dönemine ışık tutuyor. Köprülülerin Kuzey siyaseti sonucu meydana gelen Çehrin Kuşatması'na girmeden önce Kuzey siyasetinden bahse giriyor. Sonrasında ise seferin hazırlıkları, yolculuk esnasında yaşananlar, kalenin kuşatılması, gün gün yaşananlar ve Çehrin'in düşüşünü 3D çizimler ile okura anlatılıyor.
Çehrin Kuşatması 1678
9.0/10 · 1 okunma
608 syf.
·
11 günde
·
8/10 puan
Kremlin'in Gözleri KGB
İstihbarat servisi olmayan bir devlet yoktur sanırım. Bir nevi devlet olabilme kaidelerinin en başında bir istihbarat servisine sahip olmak gelir. KGB, Rusya'nın Dünya'ya korku (?) salan gizli servsinin adı. Türkçe açılımı ise "Devlet Güvenlik Konseyi". Kitap 600 sayfaya yaklaşan sayfa sayısı ile baya bir hacimli eser. Aslında bu kadar hacimli olması içinde KGB'nin altından girip üstünden çıkıldığı ve her şeyi ile anlatıldığı bir eser olarak akıllara gelmesin. Çünkü KGB hâlâ gizliliğini koruyan ve tarihi süreçte yapmış olduğu eylemlerinin çoğunu gizli tutan bir servis. Yazarın da değindiği şekliyle, hakkında bilgi sahibi olunması bir hayli güç. Muhtemelen bu gizlilik yüzünden yazar kitabın başlangıç noktasını taa en başlara, Rusya'nın Rusyalaşmasına kadar götürmüş. Ardından Çarlık Rusyası'nın kuruluş aşamasına geçip, Ekim Devrimi ile birlikte Çarlık'ı sona erdirerek Sovyet Rusyası'nı kurmuş kitapta. Zaten bu süreden sonra da KGB'nin serüveni başlıyor. KGB kurulduğu ilk günden bu adı almamış, Çeka olarak başladığı yolculuğu çeşitli isimler ile devam ettirmiş ve tabi ki perdeyi KGB olarak kapatmış. Kitapta sadece KGB üzerine okumalar yapmayacaksınız. Hem gizli servisi, gizli servisinin yapmış olduğu bazı operasyonları, servis içindeki çoğu ajanın hayat hikayesini ve yapmış oldukları görevleri göreceksiniz. Bununla birlikte sık sık da siyasi tarih okuyacaksınız. Devlet içi çatışmalar ve sonuçları, II.Dünya Savaşı'ndaki ve sonrasındaki Soğuk Savaş dönemindeki olaylar. Devlet başkanlarının gizli servis ile birlikte yaptırmış olduğu temizlikler vs. vs... Seriye CIA ile başlayan yazar Rus gizli servisi KGB'yi bu kitapta ele almış. Serinin bir sonraki kitabı okuru merakla beklemeye itiyor...
Kremlin'in Gözleri: KGB
9.0/10 · 8 okunma
Reklam
2
13
122 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42