Şahinde kavga etmediği zamanlar konuşmazdı. Muazzez lafa karışmaya korkar ve Yusuf daima susardı. Bu evde konuşan, şaka yapan, soran, hatta her fırsat düştükçe üç dört kelime de olsa anlatan ve havadis veren hep Selahattin Bey'di. O gittikten sonra ev halkını, uzun zaman bir değirmende bulunan insanlara çarklar birdenbire durunca gelen bir şaşkınlık sarmıştı. Kulaklarında halen uğultular devam ediyordu.
Zaten fizyoloji açısından ağlamakla gülmenin bazj durumlarda farkı yok gibidir. İkiside sinir zayıflığından ileri gelir... Eğer ağlamakla ahlakın düzelmesi mümkün olsaydı dünyada çocuklardan akıllı uslu kimse bulunmazdı.
Hz. Ömer'in(r.a) vefatından 12 ay sonra Amr b. As'a(r.a):
Şimdiye kadar hesaba çekiliyordum. Helak olma korkusu vardı. Allahu Teala'nın rahmeti gazabını geçmeseydi çaresiz kalırdım. Ben ve sen bilelim ki defterleri kara yapmışız. İtaatimizi ve iyi işlerimizi rüzgara kaptırmışız. Yüz suyumuzu Allahu Teala'nın önünde yere dökmemişiz.