Bluesky

Bluesky
@mrtgr
Hide your patches my heart... Yüreğini kolla ölmeden çürüyorsun... Ruhum.. Mısara çekiyorum. Haberin olsun... Fuck small talk,let me see your soul... #40340140
Nazım Hikmet Gülhane parkında ceviz ağacının altında Piraye'yle buluşmak için randevulaşmıştır. Piraye’yi beklerken birden polis gelir ve Nazım polise görünmemek için ceviz ağacına çıkar. Aksilik ya Piraye’de o an gelir bakar bakar ama Nazım' ı bulamaz. Nazım ağaçtan ne inebilir ne de seslenebilir. Aranıyor malum o zaman... Polis gitmek bilmemektedir. Piraye bekler ama boşa. Ve Nazım Hikmet kağıdı kalemi çıkarır şunları yazar: “Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda, Ne sen bunun farkındasın, ne de polis farkında.” İşte Cem Karaca’nın nev-i şahsına münhasır tarzıyla sevdirdiği ve milyonlara söylettiği Nazım Hikmet şiirinin hikayesi...
Reklam
Ey ateşe sürülmüş ölümler ülkesi... Ufuk çizgilerinde silikleşen anılar... Kutsal soygunlar... yasal vurgunlar... Çöplük kumbaralarda biriken çocuklar... Hiçbir dilden Hiçbir sözcük yetmiyor anlatmaya artık...
Konuşamaz bu uğultu, rüzgarında boğulmuş. Bu fırtına beni susmaz ki kendi sessizliğinde. Hep ölüm konuşulurken bu kıyım ülkesinde, vurulur, dağlara dağılırım, kendimin en büyük parçaları benimle. Sonra adım anılır ölüme erken giden arkadaşlarla. Adım anılır büyümeye geç kalan çocuklarla... Yılmaz Odabaşı
Tolstoy’un "İnsan Ne İle Yaşar" adlı kitabında, çiftçi Pahom’un hazin ve ibretlik öyküsü yer alır. Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır. Uzak bir yerlerde, cömert bir reisin karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için reise gidip talebini iletir. Gerçekten de Reis herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir. Pahom’a “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar katettiğin bütün yerler senin fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım.” der. “Yoksa bütün hakkını kaybedersin.” Pahom güneşin doğuşuyla beraber başlar yürümeye. Tarlalar, bağlar, bahçeler geçer. Tam geri dönecekken gördüğü sulak bir araziyi es geçemez. Şu bağ, bu bahçe derken bakar ki güneşin batmasına az kalmış. Koşar, koşar, ama kesilir takâti. Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken, Pahom’un burnundan kanlar damlamaya başlar. Tam başladığı noktaya yaklaşmışken, bir an yığılır yere ve bir daha kalkamaz… Reis olanları izlemektedir. Çok kereler şahit olduğu olay yeniden vuku bulmuştur. Adamlarına bir mezar kazdırır. Pahom’u bu mezara gömerler. Reis Pahom’un mezarının başında durur şöyle der: “Bir insana işte bu kadar toprak yeter!” Mütemadiyen biriktirmek istiyoruz. Yiyemeyeceğimiz kadar erzak, giyemeyeceğimiz kadar kıyafet, kullanamayacağımız kadar eşya, oturamayacağımız kadar ev… Gözlerimiz midelerimizden, arzularımız ihtiyaçlarımızdan daha büyük !
Gözlerine işlesin gerçekliğim, saflığım ve haramlığım... Seyret beni bablisokun her doğuşunda...
Reklam