Hem biliyorum sen de benim gibi hissedersin kâri. Lakin sormak icap eder şimdi; bir benim mi ağrıma gidiyor ecdadın başlarını secdeye koyup da ibadet ettikleri yerlere ayakkabılarla basıyor olmak? Bence hayır, senin de benim de ve biz gibi pek çoğunun da ağrına gidiyor biliyorum. İşte belki de bunun için Ayasofya'yı açmak ölümden uyanmak gibi, Ayasofya'yı açmak yeniden doğmak gibi...
İşte şimdi, muzaffer bir komutanın davudi sesi Ayasofya'yı dolduruyor ve artık o ulu mabet asırlardır süren esaret zincirini parçalıyor, seven sevdiğine kavuşuyordu.
Evladım bu dert anlatmakla anlaşılmaz ki! Bu dert gönülde bir paslı mıh gibi taşınır. Gerekse öldürür seni de dilinden bir avazcık ses çıkmaz.
Maksat derde derman bulmak değil, derde derman olmaktır...