Onur Özkan, bir alıntı ekledi.
15 Mar 2017 · Kitabı okumayı düşünüyor

Mucho Maas
Mucho Maas perde kapıdan içeriye atlayarak eve girmişti.
“Bugün de başka bir yenilgiydi,” diye lafa başladı.

“Sana bir şey söyleyeceğim,” diyerek Oedipa da lafa girdi.
Ama sözü önce Mucho’ya bıraktı.

Mucho, Yarımada’nın ucunda çalışan ve mesleğiyle ilgili
düzenli olarak buhran geçiren bir disk jokeydi.
Sık sık, “Hiç- birine inanmıyorum, Oed,” sözleri dökülürdü ağzından.
Ta derinlerden, “Sahiden deniyorum, ama yürekten inanamıyorum,”
diyordu, belki de bunu o kadar derinlerden söylü- yordu ki,
böyle zamanlarda Oedipa, ona ulaşamayıp paniğin eşiğine sürükleniyordu.
Mucho’yu böyle zamanlarda kendi- ne getirmiş gibi görünen şey,
Oedipa’nın kontrolü fazlasıyla elden kaybetmiş görüntüsü olabilirdi.

“Fazla hassassın.” Tamam, bunun dışında bir dolu şey söyleyebilirdi,
ama ağzından bu çıkmıştı işte. Her halükârda doğruydu söylediği.
Mucho, birkaç yıl ikinci el araba satıcısı olarak çalışmış,
fakat bu mesleğin ne anlama geldiğinin aşırı farkında olduğu için,
çalışma saatleri ona dört dörtlük bir işkence gibi gelmişti.
Mucho her sabah, bıyığından en ufak bir eser kalmasın diye,
üst dudağını üç kez kılların çıktığı yönde, üç kez de aksi yönde tıraş ediyordu;
yeni bıçaklarla kendini istisnasız kanatıyor ama gene de devam ediyordu;
hep vatkasız takım elbiseler alıyor, sonra da bir terziye gidip
yaka dökümlerini anormal derecede daralttırıyordu;
saçı için sadece su kullanıyor, daha da geriye yatırmak için
Jack Lemmon gibi tarıyordu. Talaş görmek, hatta ucu açılan
kurşun kalem bile irkiltiyordu onu, oto galerideki iş arkadaşlarının
talaşı, bozuk şanzımanı susturmakta kullandığı bili- nirdi halbuki, ve
rejimde olmasına karşın hâlâ, Oedipa gibi, kahvesini tatlandırmak
için bal kullanamıyordu, çünkü her yapışkan şey gibi bal da onu bunaltıyordu,
bu yüzden de pistonla silindir duvarı arasındaki boşluklara sürmek
için motor yağına eklenerek hileli bir karışım hazırlanan şeyi büyük
bir ızdırapla anımsardı. Sırf adamın biri, kulağının dibinde, hem de güya
art niyetle “kremalı pasta” dedi diye bir partiyi gece vakti terk etmişti.
Halbuki adam, dükkanından söz eden Macaristan göçmeni bir pastacıydı.
Mucho böyle biriydi işte, alıngandı.

49 Numaralı Parçanın Nidası, Thomas Pynchon (İthaki Yayınları)49 Numaralı Parçanın Nidası, Thomas Pynchon (İthaki Yayınları)