"Heyhat!.. Biz köylüler çok mahduduz. Sade ve açık bazı ahlâk kaidelerimiz vardır ki, onların hududundan bir türlü çıkamayız. Onun için başka insanlar hakkındaki hükümlerimiz daima şiddetlidir. Müsamahadan anlamayız.
Elli sene toprakla uğraştım. Meşaketli ve neşesiz bir ömür sürdüm. Böyle bir insan, böyle şeyleri nasıl hoş görebilir, nasıl anlar?
Çekilen sefalet kalbi kinle doldurmuştur. Artık ne gözün görmeye, ne kulağın işitmeye kudreti kalmamıştır. Siyah eski elbiseli, buruşuk ve solgun yüzlü bir köy kadını başka bir dünyanın insanıdır. Onun haşin dimağı hiçbir şey anlayamaz, mazur göremez."