sabahları açık penceremin soluduğu kent
nabzında yüzyılın dağınık sancısı
dumanı üzerinde tüten yıkıntılar
hangi anlamı kuşanabilir şimdi yeni bir yıl
umutsuzluk sözlüğünden karşılıklar aranırken hayata
hangi söküğünü dikebilir bu yaralı kuşak
hangi yüreğe öğretilebilir unutmak aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.
Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
“Bir gün biri çıkar karşına bütün dünyan alt üst olur ne diyeceğini ne söyleyeceğini şaşırırsın. Doğru düzgün düşünemezsin bile bütün dünyan o olur.Yanındayken bile bir gün çekip gidecek diye korkarsın ne öpmeye kıyabilirsin ne bakmaya bütün gün onu düşünürsün sol kaburgan ağrır. Ağlamak istersin ağlayamazsın...”