Yazık ki bu seneyi devriyeyi Hicri takvimde tam mevsiminde idrak etmek kâbil değil.Yoksa zevkine büsbütün doyulmazdı. Çünkü, takvimlerin dini,imanı, vicdanı var.
Mesela; sene 857 deyince İslam'ın İstanbul'a girdiğini hissediyoruz.bu rakamda anlı şanlı bir tınnet var;1453 deyince Bilakis Bizans'ın Türklere mağlup oluşu idrak olunuyor.bu rakamda bile Hiçbir can çekişme, bir ufûnet, bir günlük kokusu var.Bu rakamların bir Müslüman; biri değil.
(Aziz İstanbul,)
"Meşhurdur ki fısk ile olmaz cihân harâb;
Müdahane-i âlimân eyler ânı harâb"
(Dünyanın fısk ile fasıklar ile onların nizam-ı âlemi yıkmaya dair teşebbüsleri cihanı bozmaz, harâb etmez ve fakat bunun asıl fâili alimlerin dalkavukluğudur, siyasi iktidara yaranmak için inandıkları gibi âmil olmayıp iktidarın görmek istediği gibi inanıp âmil oldukları vakit dünya harâb olmuş demektir, hülasa alimin bozulması cihanın bozulması manasına gelir. )
Bu beyt, Keçecizade İzzet Molla'dan (Yani Tanzimat Dönemi'nin meşhur 3 paşasından biri olan Mustafa Reşid Paşa'nın talebesi,Türkiye Diplomasi Tarihi'nin temel eşhâsından nüktedanlığı ile maruf Doktor Fuad Paşa'nın babası)
#Beş Şehir #Erzurum
Keçecizade İz
Mesele: Zeyd-i Müslim min gayri zaruretin kefere lisanı tekellüm eylese Zeyd'e ne lâzım olur?
El-cevap: Şiddetle tazir
Mesele: Bir kasabanın müftüsü olan Zeyd, meclisinde olan müslimîn ile bilâ zaruretin kefere lisanı üzere tekellüm eder olsalar, Zeyd'e ve ol kimesnelere şer'an ne lâzım olur?
el-Cevap: Ta'zir ile zecr ve men olunur!..
Mesele: Sûret-i mezbure'de ol kasabanın hâkimi olan Bekr,Zeyd'e ve ol kimesnelere bilâ zaruretin kefere lisanı üzere niçün tekellüm edersüz, hatadır, dedikte; Zeyd ve ol kimesneler, ecdadımızın lisanıdır, bize helâldir deseler, Zeyd'e ve ol kimesnelere şer'an ne lâzım olur?
el-Cevap: Ta'zir, istiğâr ile taşir-i lisan. (Şiddetli Azarlama, tövbe ettirme ve dillerini temizletme gerekir)
(Taşir-i lisan: mecbur kalmadıkça Türk dilinden başka bir yabancı dil ile konuşup devlet dilini kirletmeyeceğine dair mahkeme huzurunda yemin etmektir.)
bkz. Fetavâyı Abdurrahim Efendi, İstanbul 1243(1827-28) , c.1, s.116.
Sayfa 6 - Kapı Yayınları,18.Baskı , Mayıs 2020,·Kitabı okudu