• -Saçmalama! Mühendislik böyle mi öğretilir?
    -Ben size Mühendislik öğretmiyordum, efendim. O, sizin uzmanlık alanınız.
    Ben size, 'nasıl öğretileceğini' öğretiyordum.
  • Sevgiden vazgeçmek söz konusu olmadığına göre ,sevgi konusundaki başarısızlığı önlemenin bir tek doğru yolu varmış gibi görünüyor: Önce bu başarısızlığın nedenlerini bulmak,sonra da '' sevme''nin gerçekte ne anlama geldiğini araştırmak.

    Bu yolda atılacak ilk adım sevmenin de tıpkı yaşamak gibi bir sanat olduğunun bilincine varmaktır;eğer sevmeyi öğrenmek istiyorsak,örneğin müzik,resim,marangozluk,doktorluk ya da mühendislik gibi başka herhangi bir sanatı öğrenmek için ne yapıyorsak,bunun için de aynı şeyleri yapmamız gerekir.
  • Asıl önemli yatırım,Şam ile Medine arasindaki Hicaz demiryoludur. II.Abdulhamid döneminin bu muhendislik başarisi,bütçedeki düzenlemelerden çok islam dünyasinin her tarafindan toplanan ianelere dayanir.Bu Osmanlı konsolosluk ağının bir başarisidir.
  • Bir mühendis olarak Asimov'un Ben Robot kitabını okumaya başladıktan sonra karar verdim bu kitabı okumaya. Çünkü Asimov pek matematik bilmemesine rağmen 1940larda böyle kurguları düşünebilmesi beni hayretlere düşürdü. Şöyle bir çıkarım yaptım; nasıl çamurdan kuleler yapmak için kulenin neden ve nasıl kullanıldığı hakkında da bilgimiz olması gerekiyorsa, mühendislik bilgileriyle geleceği inşa etmek için de geçmişteki düşünce ve arayışları bilmek gerekir.
    Bu kitap genel manada birçok filozofun neleri nasıl neden düşündüğünü anlamayı sağlıyor. Tabiki bunlar baya yüzeysel bilgiler ancak giriş için çok uygun bir kitap.
  • Yeni Hayat isimli gizemli bir yazar tarafından yazılmış kitap okuyan gençlerin hayatını tümden değiştirir. Hikaye bununla başlayıp sonra İTÜ Mühendislik Fakültesi koridorlarında ilerleyen üçlü bir aşk hikayesiyle devam eder. Kitabı bu şekilde anlatmaya başlayınca klişelerle dolu olduğunu düşüneceksiniz ama karşımızda zekasıyla okurla dalga geçen bir yazar var.

    Hikaye, Zeki Demirkubuz'un Masumiyet ve Kader filmlerindekine benzer. Kaybolan genç bir adam, ona aşık kız ve umutsuzca kızın peşinde sürüklenen aynı okuldan yirmi iki yaşında başka bir genç adam. Yeni bir hayat hayaliyle ve aşkla otobüsler, terminaller,kentler, kasabalar, köyler arasında savrulan iki yaşam. Ve yollarda görülen bir sürü kaza, ölen insanlar, ölenin kimliğini alıp yerine geçmelerle dolu bir serüven.

    Kitap tüm akıcı anlatımına rağmen bir süre sonra öyle bir kısır döngüye giriyor ki yüz ellinci sayfalar civarında elinizden atıp kurtulmak istiyorsunuz. Ama yine de hem yazarın anlatımından hem de hikayenin yaktığı ışıktan dolayı devam ediyorsunuz. Sonra iki yüzüncü sayfalara gelince beklenmedik klişeden uzak bir final, içinizden yazara övgüler düzmek gelirken bir bakmışsınız aslında o final final değilmiş. Yazarımız okurla dalga geçmiş, meğerse -assolist olduğundan- kitap kendince "bis" yapacakmış. Bir yetmiş sayfa da ikinci finali okursunuz ve kafanızda bir sürü soruyla kitap bitmiştir.

    Roman bir sürü alt metin içeriyor ve Gabriel Garcia Marquez'in öncülük ettiği "Büyülü Gerçekçilik" tarzında yazılmış. Bundan dolayı kitabın belli bölümlerinde gerçekle hayali karıştırıyorsunuz. Bunun dışında kitap çok sayıda alt metin içeriyor. Eğer bunlara hakimseniz sizin için içerik birdenbire zenginleşebilir ve bağlantıları çok rahat kurabilirsiniz. Örnek olarak kitabın anlatıcısı yirmi iki yaşında ve Orhan Pamuk'ta ilk romanına tüm hayatını komple değiştirerek yirmi iki yaşından itibaren başladı. Kitap 1992-1994 yılları arasında yazılmış ve Sivas Katliamı 1993 yılında yaşandı. Kitabın ortalarında isim ve yer belirtilmese de -bence- Sivas Katliamı'na bir atıf vardı. Buna benzer çokça çözülmeyi bekleyen şifreler bulunmakta. Aslında baktığınızda tüm düğümler ilk finale doğru çözülürken yazarın zekası ve alaycılığı sebebiyle sonlara doğru bambaşka bir düğümle karşı karşıyasınız.

    Son derece farklı, aklı zorlayıcı ve özellikle Orhan Pamuk'un hayal dünyasına adım atmak için güzel bir başlangıç kitabı. Fakat kitabın belli bir bölümünde yer alan kısır döngüsel ve durağan anlatım, tam bitti derken yine yeniden bir son anlatım gibi nedenlerle romana çok ısınamadım. Farklı anlatım seven ve aklını zorlamaktan hoşlanan okurlar için mutlaka okunması gereken kitaplardan birisi.
  • Tıp, hukuk, işletme, mühendislik… bunlar asil meşgalelerdir ve hayatı sürdürmek için gereklidir. Ama şiir, güzellik, romantizm, aşk. Bunlar, hayatı, uğruna sürdürdüğümüz şeylerdir.”
  • John Perkins tarafindan kaleme alınan bu eser küresel emperyalizmin toplumlar üzerindeki hakimiyetini ve bu hakimiyetin ekonomik alanda oluşum safhalarini ortaya koyan onemli bir eserdir.John Perkins'in bir ekonomik tetikçi olarak görevi 3.dünya ülkelerini(Endonezya,Ekvator,Panama,Suudi arabistan,Irak,Iran vb) abd olusumlu belli danışmanliķ firmalariyla ve şirketleriyle kendisine bağımlı hale getirmek ve sömurmektir.John Perkins oncelikli gorevi sömurulmek istenen ulkede belli alanlarda arastirmalar yapmaktir.Daha sonra ulkenin ust duzey kisileriyle goruserek ulkenin muhendislik ve insaat sektoruyle nasil kalkinabilecegini ve abd olusumlu firmalarla bu faaliyetlerin gerceklestirilebilecegi ve yuksek miktarda kredi yardiminda bulunulabileceklerinden bahseder.Somurulen ulkenin bu teklifi kabul etmesi halinde verilen kredi, faaliyete girisen abd firmalari sayesinde geri kazandirilirken alinan kredilerin odenmemesi uzerine o ulkenin somurulmesi soz konusu olmaktadir.Teklifin kabul edilmemesi halinde ise ulkenin ust duzey kisilerine karsi suikastler meydana gelecektir (panama ve ekvator baskanlarina yapilan suikatler )En basindan beri durumun farkinda olan kisisel cikar ve menfaatleri icin sisteme basvuran Perkins sonunda vicdanina yenik dusecek ve boyle bir kitabi kaleme alacaktir