• 152 syf.
    ·Beğendi·7/10
    modern bir don kişot kitabı. klasik çağdan öykülenerek yazılmış satirik bir yapıt.

    bir örnekleme bin tasvirden iyidir. burada calvino eleştirmek istediği bürokrasi ideolojisinin çelişkisini, mükemmel insan arayışlarını, mükemmel vatanseverlik eleştirisini vs anladığım kadarıyla "öyle birisi yok" diyerek varolmayan şovalye karakterini oluşturuyor ve onu bir zamanlar "ilk şovalye" olarak anılan karla magnanın döneminde anlatıyor.

    kitabın kahramanı şovalyelik, mükemmelliyetçilik ve düzen kavramlarının mükemmel bir tasviri ancak sadece bir zırhtan ibaret. bu konularda o kadar ciddi ki bunları yüzeysel olarak yapmayı reddedip gerçekten ana fikrini ortaya çıkartarak yaptığı için bir noktadan sonra bu kavramların kendisiyle de ters düşüyor. mesela savaş bürokrasisini o kadar iyi biliyor ki savaştaki uygulanan protokollerle ters düşüyor.

    tabi bunun dışında calvino bu kitabı varlık felsefesini (ontoloji) iyice düşünerek yazmış ve o açıdan da takdir edilmesi gerekiyor. varlık felsefesine göre bir şeyin var olup olmadığını onun diğer varlıklardan olan farkını gözlemleyerek, yani dünyaya ne kadar etki ettiğine bakarak ve nereden geldiğine bakarak anlayabiliriz. bir insanın varlığını ise kendi içinde bir bütünü temsil edip etmediğine bakarak anlarız. yani bir insan olarak varolmayan şovalye sadece çevresindekileri etkilediği, onların onu nasıl gördüğüyle var olduğu, kimseyi etkilemediği ancak onların onu görüşleriyle kendilerini etkilediklerini; ancak kendi içinde bir bütünü temsil etmediği için gerçekten de var olamayacağını anlıyoruz - ve doğal olarak da adı gibi bu var olmayan bir şovalyedir.

    kitap bürokrasinin, sıkı devlet yapısının, milliyetçi ideolojinin tek bir parça olarak ele alındığı 60larda yazılmış. şimdi bunları birbirinden ayırsak da, günümüzde devlet kurumları daha serbest ve özgüvenli olsa da eskiden bu böyle değildi ve bunu bizim dönemimize hatırlatması açısından ayrıca güzel bir kitap.

    ayrıca bahsettiğim ontoloji temelinde de bu kavramları tek tek sorgulatan hatta imanı bile sorgulayarak eleştirmemize sebep olan bir dille yazılmış bir kitap.

    bu tür iç kimlik/dış kimlik karmaşaları anladığım kadarıyla calvinonun diğer yapıtlarında da ele alınmış. kitap içine derlendiği "atalarımız" üçlemesi 1960'ta salento edebiyat ödülünü alıyor ve 1970'te pino zac tarafından varolmayan şovalye animasyon filmi haline getiriliyor (youtube'dan bulabilirsiniz).

    hangi bakış açısıyla okunursa okunsun kendi içindeki bütünlüğü, gereksiz ayrıntı ve tasvire boğulmamış olması, amaca hizmet eden eğlenceli ve kaliteli bir öykülemesinin olması bu kitabı güzel ve eşsiz kılıyor. mutlaka tavsiye ediyorum.
  • 288 syf.
    ·5 günde·6/10
    İlk olarak kitabın sıradışı bir konusunun ve anlatımının olduğunu söylemeliyim.. Uzun bir zaman cetvelinde bir geçmişe bir içinde bulunulan ana sürükleniyorsunuz.. Buna binaen de yer yer "tıkanma" yaşamak olası. Herkesin gözlerinden renkli kalpler fışkıracak derecede severek okuyacağını sanmıyorum. Toplum bazında çoğu insanın da tıkanma yaşayıp yarım bıraktığına eminim. En nihayetinde, yeraltı edebiyatı çerçevesinde mükemmel bir yapıt diyemem fakat başarılı bulduğumu söylemeliyim.. İyi okumalar!
  • 104 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Uzun süreden sonra okuduğum harika bir Stefan Zweig kitabı. Satranç ve Korku kitabını okurken Zweig'in içindeki yalnızlığı görebiliyorsunuz. Sonu gerçekten çok etkileyici olan bu kitap, insanın -nasıl bir insan olursa olsun- içindeki korkunun insanı nasıl yok edebileceğini, nasıl ölüme götürebileceğini net bir şekilde açıklamış. Ana karakter Irene'nın kocasını bir piyanistle aldatırken bir şantajcı tarafından yakalanıp bu aldatmayı kocası Fritz'e anlatmasından duyduğu korku ve Irene'nın yaşadığı olayları yazarın anlatmak istediği temel konudur aslında.
  • 413 syf.
    Mükemmel bir dil, mükemmel bir konu, mükemmel bir kurgu.

    Konuları birbiriyle ilişkilendirme tarzı, sıkmadan uzatmadan betimlemeleri, birbiriyle kesişen hayatların ortak paydaları, ortak paylaşımları, okumayı şart koşuyor. Öyle ki kitabı bitirdiğinizde üzülüyorsunuz. Ve kitaptaki karakterleri özlüyorsunuz.

    Kitapta aklınıza gelebilecek her şeye değinilmiş; aşk, özlem, vefa merhamet, sevgi, saygı, vatanseverlik ve daha nice sıfatlar. Kitapta; destan bilim kurgu ve gündelik hayatlar çok sade anlaşılır işlenmiş. Öyle ki uzay kısmını okurken evrende yalnız olmadığımızı bir hiç olduğumuzu ama tren hattı işçilerinin yaşam mücadelesini okurken hepsinin kendi içinde bir değer olduğunu görüyoruz

    .Hayattayken okumanız gereken bir kitap. Bitirdiğinizde dolu dolu biten ve bittiği için uzun süre etkisinden çıkamayacağınız harika bir yapıt.
  • 480 syf.
    ·Puan vermedi
    Kitap gibi kitap. Ne denilse ne anlatılsa boş. İçinde saklı her şey. Öğrenmek istediğiniz her şey bu kitapta mevcut. Kelimeler kifayetsiz. Sayfalar su gibi akıp bitti. Sonuna gelmek istemedim bir türlü sanki olanlara engel olacakmış gibi. Çok çok güzeldi. Okuduğum kitaplar arasında kütüphanemin en güzel yerinde durmayı hakeden, gözüm gibi bakacağım bir yapıt. Kitabın aileden kimseler tarafından oluşturması bir başka güzel. Görüşlerimiz var, ideolojilerimiz var. Ama hepimiz insanız sonuçta. Okumaya engel yok. Merak edenler elinizi çabuk tutun. Delikanlım
    Delikanlım!
    İyi bak yıldızlara,
    onları belki bir daha göremezsin.
    Belki bir daha
    yıldızların ışığında
    kollarını ufuklar gibi açıp geremezsin.. Delikanlım!. Senin kafanın içi
    yıldızlı karanlıklar
    kadar
    güzel, korkunç, kudretli ve iyidir.
    Yıldızlar ve senin kafan
    kâinatın en mükemmel şeyidir.

    Delikanlım!.
    Sen ki, ya bir köşe başında
    kan sızarak kaşından
    gebereceksin,
    ya da bir darağacında can vereceksin.
    İyi bak yıldızlara
    onları göremezsin belki bir daha… #NazımHikmet
    #denizgezmiş #abimdeniz #candündar #canyayınları
  • 222 syf.
    ·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Yusufun anne ve babasının bir cinayete kurban gitmesi ve kaymakam beyin Yusufu evlatlık almasıyla gelişen olaylar Yusufun zamanla kaymakam beyin sag kolu evladı olmasını sağlamıştır. Okumak istemeyen Yusuf zeytinlik ve tarla işleriyle uğraşmaya başlamıştır. Edremitte kaymakam beyin kızı muazzezi gözü gibi koruyan Yusuf kaymakam beyin kumar oynayıp kaybettiği 320 kuruşu bulmak ister. Bunun temel sebebi kaymakama senet imzalatan Hilmi bey ve oğlu şakirin muazzezi istemesi vardır. Yusuf en yakın arkadaş aliden muazzezi onunla evlendirmek karşiliginda altınları alır ançak olaylar buna izin vermez. Olay örgüsü ile mükemmel bir yapıt olan bu eser bir gün gibi kısa bir sürede kendine bağladığı için beni okuyuverdim. Kesinlikle okunması gereken bir eser diye düşünüyorum.
  • 453 syf.
    ·10/10
    " Aşkın yokluk deryası olduğuna kanaat getirdim. Meğerse aşk aklının ayağı yokluk deryasının içinde kırıkmış. İşin doğrusu aşkın bir mezhebi de yokmuş. Hatta aşkın mezhebi yetmiş iki dinden bile ayrıymış. "
    ....
    Piruze, Ortadoğu Kadınını ve Ortadoğu Kadını olmanın getirdiği kaderi ve hayatı en acı gerçekleri ile anlatan mükemmel bir yapıt.
    Ki biz Anadolu Kadınlarının da ( Ve ne yazık ki erkeklerin de ) başına gelebilen bir yazgı.
    ...
    Ve ben bu kitabı okuduktan sonra kadın olmaktan bir kez daha kendimden utandım.
    Ve yine ben Kadın olduğum için bir kez daha kendimle gurur duyuyorum.
    ....
    Piruze, yüreğimin dilsiz çığlığı...