Geçmiş, bir başına yaşayan bu yaşlı adamın dudaklarından dökülmeye başladıkça, yalnız hepten maziye karışmış olmakla kalmayıp, akıllara düşen bir iki hatıra ve kırk yılın başında yapılan sohbetler de olmasa kimseler tarafından hatırılanmaz olmuş, kaydı tutulmamış o tarihin ve yaşanmışlıkların ne derece kırılgan, ne derece kıymetli ve ne derece ömürsüz olduğunu bir kez daha anladım.
Bellek denen şey, üzerine düşeni yapsın diye tenezzül edilen yordamalar ve etkinliklerce zora kosulmadığında kuşkusuz çok daha verimli, çok daha özgür oluyor.