Evime vardığımda yorgun düşmüş olacağım, yatağa uzanacağım, herhangi bir yatağa, perdeler uçuşacak, süzülen bulutlar gibi.
Zaman böyle böyle geçip gidecek.
Ve gözkapaklarımın altından, hayatım dediğim kötü rüyaya ait görüntüler gelip geçecek.
Ama canımı acıtamayacaklar artık.
Evimde olacağım, yalnız, yaşlı ve mutlu.
Agota Kristof’un “Okumaz Yazmaz” adlı otobiyografik eseri, yazarın çocukluğundan sürgün yıllarına kadar uzanan yaşamını sade bir dille anlatır. Kitapta Kristof, Macaristan’da yoksul bir köyde geçen çocukluk yıllarını, savaşın etkilerini, okumaya olan tutkusunu ve 1956 Macar ayaklanmasından sonra ailesiyle birlikte İsviçre’ye kaçışını anlatır.
Yeni bir ülkede “okumaz yazmaz” bir mülteci olarak yaşadığı zorlukları, dilini kaybetmenin acısını ve Fransızca öğrenerek yazarlığa yeniden tutunma sürecini aktarır.
Bu kitap, dilini, ülkesini ve geçmişini kaybetmiş bir yazarın, yeniden kendini var etme mücadelesinin içten, sade ve dokunaklı hikâyesidir. Kısa ama derin bu kitap, dilin, aidiyetin ve yazarlığın gücünü sade bir dille işler.