Aşk diyorum lisanımın en anlaşılır yerinden. Seni kendim yüzünden kaybetmek istemiyorum. Hatırla ki ben kaybetmeye meyyal doğmuşum, bundandır yüzümün yüzüne denk gelmesi.
Nerde kalmıştık en son? Söyle, oradan devam edelim.
Aynaya bakmadım günlerdir, baksam da takılmam gördüğüme çünkü senin güzelliğin yeter hâlâ ikimize. İkimiz deyince aklıma ne geliyor biliyor musun? Kış mevsimi... Dağları kaplayan kar örtüsü... Avcının vurduğu bir geyik devrilmiş yanı üzerine... Sıcacık kanı sızıyor, sızıyor, sızıyor. Neden ikimiz deyince; kar beyazı, kan kırmızısı artık?
Hem düşünsene, kavuşmak dedikleri ayrılık riskini göze almaktır. Şehrin kuş uçmayan her köşesinde bu kadar benzeşmişken, hani kavuşmakmış ayrılıkmış konuşup iş almayalım başımıza.
Susarım çünkü sözün yetmediği, harfin yetişemediği bir şeydir sana dair içimden geçen. Bir yerde öyle bütün saklamışım ki seni, zerre eksilmemiş senden. Ne sen gitmişsin, ne ben kalmışım, ne zaman geçmiş. Bende genelde mevzu sen; belki de bu yüzden ben sana hep pür heves tepeden tırnağa.