Kuantum kuramlarındaki olasılıklar farklıdır. Doğadaki temel rastlantısallığı yansıtır. Doğanın kuantum modelini oluşturan ilkeler, yalnızca gündelik deneyimimize değil, gerçeklik hakkındaki sezgisel kavramlarımıza da terstir. Bu kavramları tuhaf veya inanması güç bulanlar yalnız değiller; Einstein, hatta Feynman (onun kuantum kuramına birazdan değineceğiz)
Newton fiziğine göre -moleküllerle değil futbol topuyla yaptığımız deneye göre- her parçacık kaynaktan ekrana kadar tek ve iyi tanımlanmış bir yol izler. Bu resimde, parçacığın yolculuğu sırasında yarıkların çevresini dolaşmak için yolundan sapması mümkün değildir. Ancak kuantum modeline göre, bir parçacığın başlangıç noktasından varış noktasına kadar geçen zaman içinde belirli bir konumda olduğu söylenemez. Feynman bunun, kaynaktan ekrana giden parçacığın izlediği bir yol yoktur şeklinde yorumlanmaması gerektiğini fark etti. Tersine parçacık bu iki noktayı birbirine bağlayan olası bütün yolları kullanıyordu. Feynman’a göre kuantum fiziği ile Newton fiziği arasındaki fark buydu. Her iki yarığın konumu önemlidir
Galaksiyi oluşturan, birçok yıldız değil, sadece gazdır. Belki her şeyi başlatan, bir şok dalgası olmuştur. Bundan sonraki olaylar, çekim kuvvetinin etkisiyle gazın gittikçe sıklaşarak toplanması, büyük gaz ve toz yığınlarının ve topların oluşmasıdır. Bunlar içeriye doğru düşerken, düşmenin yol açtığı ısıyla yanar ve yıldız haline gelirler.