Muneaann

İÇ DARALMASI.
Bir zaman gelir canınız hiçbir şey yapmak istemez , bunlar en sevdiğiniz faliyetler olsa bile ... Çevrenden , " bugün çok depresifsin" ya da "depresyonda mısın? " gibi söylemler duyabiliriz. Peki nedir bu depresyon ? Ne anlama gelir ? Yeni çağda yeni bir durum mudur ? Hadi gelin beraber inceleyelim. 😊 Depresyon , kelime anlamı olarak "uyaranlara karşı duyarlığın azalması girişim gücünün ve kendine güvenin yiterek umutsuzluğun , karamsarlığın güçlenmesi biçiminde beliren ruhsal bozukluk " demektir . Peki aslında depresyon dediğimiz şey nedir? Günümüzde denilen şey kabz halidir . Kabz, pençenin arasına sıkışmak anlamına gelir . Canınız hiçbir şey yapmak istemediği bir anı düşünün , içiniz daralır , bunalır, hatta sanki patlayacak noktaya gelmiş gibi hissedersiniz . Kabz'ın anlamı neydi ? Pençenin arasında sıkışmak ... Tam da bu değil mi hissettiğimiz ? Peki Yüce Yaradan neden bize kabz hali gibi bir hal verir? Kabz hali ile Allah bize "Kulum ben seni daraltıyorum seni imtihan ediyorum ki sen bana yönel , sen beni an ." der. Gerçekten de böyle değil midir ? Canımızın en çok yandığı anda daha çok "Allah'ım" demez miyiz? Rabbimiz bizden bu hal ile şükretmemizi, onu zikretmemizi istiyor. Nitekim Bakara süresi 245. ayette , "Kim Allah 'a güzel ve (karşılık beklemeden) bir borç verirse Allah da bunu kat kat fazlasıyla öder . Daraltan da genişleten de Allah'tır ve O'na döndürüleceksiniz. " Bu ayette içimizin darlığınında ferahlığınında Yüce Yaradan'dan olduğu söyleniliyor. Ayrıca Allah'a verilen borçtan söz ediyor. Allah'a borç vermek ne demektir?Allah rızası için yoksula yardım etmek ,camiye infak etmek ,yetimi sevindirmek, hayırlı ne iş varsa yapmak, anlamına gelir. Aslında bu da Rabbimizin kabz halinde bizden istediğidir. Hatta alimler kabz hali geldiğinde bu gibi
Reklam
"Biz muhabbet fedaileriyiz husumete vaktimiz yoktur..."
"Çok değil, sadece ama sadece bi kere dahi olsa başımı okşayan birine ihtiyacım vardı..." Belki de bir babaya bir anneye ihtiyacı vardı kimsesiz gönlümün...
"Bazen bir kuyuya benziyor hayat; kör, pis, zehirli bir kuyuya. Boğuluyorum, ölüme koşacak mecalim kalmıyor, kimseyi görmüyor gözüm. Sevdiklerim yabancılaşıyor. Kitaplar tuğla oluveriyor birden. Dostlarımın sesini tanımıyorum. Varlığım bir tele asılıyor. Bir kâbus bu, bir hastalık. Gözlerimi kaybettikten sonra bu kuyuya sık sık düştüm..."