-Kalbinde zerre miktarı iman olanın cennete gireceği umu-lur.
Bu müjdeyi duyan sahabe sorar:
-Ya Resulallah, zerre miktar iman nedir?
-Bir Müslüman vakit namazlarından birini elinde olmadan kaçırır, bir sonraki namazın vakti girdikten sonra hatırlar da, bundan dolayı kalbine şiş saplanmış gibi olursa, onda zerre miktar iman vardır.
Evcik, güzel, doyumsuz, ama meşakkat ve görevler dolu.
Evcik sevimli bir kelime. Muzaffer hoca bu küçültme takısı ile onu sevimli gösteriyor, onun lanetlenmemesi konusundaki, gereği gibi sevilip değerlendirilmesi konusundaki görevleri hatırlatıyor. Ancak bir yandan da her şeyin iyisini ve büyüğünü isteyen insana (bize), evin de, malın da, sevabın da en çoğunu isteyeceğimizi düşünerek, evcik’le büyük ev’den söz etmeye bir yol açıyor, bize asıl menfaatin büyüğünü işaret ediyor. Gönlünüzü, enerjinizi,
dikkatinizi, bu küçük kulübe ile bu evcik’le fazla eğleştirmeyin demek istiyor.
Uzun zaman sonra kalbimi bir kez daha sızlatan bir kitaba denk geldim. Yutkunamadım...
Reşat Nuri benim için Çalıkuşu'nda gereken yıldızı toplamıştı (kii en sevdiğim kitap Çalıkuşu'dur.) Bu kitapta da aynısını yaşadım diyebilirim. Böylelikle kalemini en sevdiğim yazarlar arasında başlarda yerini almış bulunmakta. Kitaba gelince; Böyle bir ters köşe yaşayacağımı tahmin edemezdim. Okuduğum ve iliklerime kadar hissettiğim bu acıyı uzun süre atlatacağımı sanmıyorum...
Ben zaten Türk klasikleri okumasını çok seviyorum. Kitabın dili her ne kadar bilmediğim kelimelerle dolsa da önceden okuduğum klasiklerden azçok aşinayım. Bu yüzden beni çok fazla zorlamadı diyebilirim ama bilmediğim birçok kelimeler de gün yüzüne çıktı tabiki. Bence herkesin okuması gereken bir kitap diye düşünüyorum. Tavsiyelerimin arasına eklendi :))
"Ah Zehra öğretmen ah ne vardı da bir gün daha erken gelseydin..."
Son kez gitmeden en sevdiğim yeri paylaşmak istiyorum..
"Ben zannediyordum ki, ömürlerimizin teknesini istediğimiz sahile çekmek için yalnız onun dümenini ele almak kâfidir... Anlıyorum ki, değilmiş... yollar görünmez kayalarla doluymuş... Onlara çarpmamak lâzımmış... Daha fenası gizli akıntılar varmış ki, insan onlara kapıldığı zaman yolun değiştiğini, gittikçe uzaklaştığını farkedemezmiş... Ta kendisini başka sahillere düşmüş görünceye kadar..."
Uzun zaman sonra kalbimi bir kez daha sızlatan bir kitaba denk geldim. Yutkunamadım...
Reşat Nuri benim için Çalıkuşu'nda gereken yıldızı toplamıştı (kii en sevdiğim kitap Çalıkuşu'dur.) Bu kitapta da aynısını yaşadım diyebilirim. Böylelikle kalemini en sevdiğim yazarlar arasında başlarda yerini almış bulunmakta. Kitaba gelince; Böyle bir ters köşe yaşayacağımı tahmin edemezdim. Okuduğum ve iliklerime kadar hissettiğim bu acıyı uzun süre atlatacağımı sanmıyorum...
Ben zaten Türk klasikleri okumasını çok seviyorum. Kitabın dili her ne kadar bilmediğim kelimelerle dolsa da önceden okuduğum klasiklerden azçok aşinayım. Bu yüzden beni çok fazla zorlamadı diyebilirim ama bilmediğim birçok kelimeler de gün yüzüne çıktı tabiki. Bence herkesin okuması gereken bir kitap diye düşünüyorum. Tavsiyelerimin arasına eklendi :))
"Ah Zehra öğretmen ah ne vardı da bir gün daha erken gelseydin..."
Son kez gitmeden en sevdiğim yeri paylaşmak istiyorum..
"Ben zannediyordum ki, ömürlerimizin teknesini istediğimiz sahile çekmek için yalnız onun dümenini ele almak kâfidir... Anlıyorum ki, değilmiş... yollar görünmez kayalarla doluymuş... Onlara çarpmamak lâzımmış... Daha fenası gizli akıntılar varmış ki, insan onlara kapıldığı zaman yolun değiştiğini, gittikçe uzaklaştığını farkedemezmiş... Ta kendisini başka sahillere düşmüş görünceye kadar..."
Tüm öğretmenlerimizin, öğretmen adaylarının, insanlara bir şeyler öğretmeyi görev bilen, öğretirken öğrenen herkesin Öğretmenler Günü'nü kutluyor, şehit öğretmenlerimizi rahmetle anıyorum.