Açıkçası elime ilk aldığımda kitabın ilk 15-20 sayfasını okudum. Sonraki alışımda 50. sayfaya kadar geldim. Bu akşam ise 50 den sonrasını okuyup bitirdim. Bunu niçin belirttiğimi de anlatacağım. Öncelikle anlatıcının dilini çok beğendiğimi söylemeliyim. Kitap boyunca devam eden, tutarlı, mistik bir dil var ve kelimeler özenle seçilmiş. Okurken şiirsel bir tat alınıyor. Dil ve ifade tarzı kitap içinde bozulmuyor. Sesini sona kadar koruyor. Bir aksaklık, yanlış bir ifade, bozuk bir cümle görmedim. Kurguya gelirsek kitap kutsal bir kitap izlenimi veriyor. Sözlerin büyülü olduğu, her bölümde farklı bir hayat yolunun işlendiği sihirli bir kitap... Sanki içinde bir sır saklıyormuş da sonda o sırrın insanın kendisinde olduğunu anlatıyor gibi. Bununla birlikte kitabın bütünlüklü bir öyküsü yok gibi. Baştan sona giden bir olay örgüsü yok. Kitabı okuduktan sonra aklında herhangi bir an kalmıyor. Bu da kişiyi kitabın içine çekemiyor. İlk başlarda kitabı elime almama rağmen okumaya devam edemememin sebebi buydu. Merak edilecek bir şey olmuyor. İlk elli sayfaya kadar hikâyeye dahil olamadım. Dolayısıyla birçok kişinin buraya gelmeden bırakabileceği tehlikesini görüyorum. Ben yarıda bırakmayı sevmeyen ve inatla okumayı tercih eden bir insanım. O yüzden devam ettim ve ellinci sayfadan sonra kitaba girdim. Öyküler aynı karakter ve aynı anlamın etrafında örülmüş gibiler fakat bütünüyle bir hikâye de olmamış gibi. Ayrı ayrı düşünüldüğünde de karakterin ve anlamın ortaklığı öyküleri benzeştiriyor.