1000Kitap Logosu
Müslime Keleş
TAKİP ET
Müslime Keleş
@muslimekeles
911 okur puanı
21 Ara 2018 tarihinde katıldı.
276
Kitap
40
İnceleme
3.699
Alıntı
21
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
232 syf.
Beğendim ama beni biraz zorladı. Algılarımla oynardı bu tarz kitaplar ama yeri geldi bazı yerlerde, kulağı ağır işittiği için izlediği dizide baş karakterin ne dediğini anlamayan yaşlı teyzeler gibi, "hı hı neymiş, ne dedi, neymiş" noktasına geldim. Özellikle başlarda biraz tıkandım, sonrası daha akıcı ve ilgi çekiciydi. Bazı şeyler gençken ilgi geçmiyor ama yaş ilerleyip, konu ilgi çekince de anlama kapasitesi düşüyor. Hepinizi tenzih ediyorum ama benim ıq seviyem yaşla beraber hayli düştü gibi geliyor bana. Hani gençken gezecek enerji ve zaman bulup para olmaması, yaşlanınca para olması ama enerji ve zaman olmaması mevzu gibi... Yaşlanıyorum...
Göçmüş Kediler Bahçesi
Okuyacaklarıma Ekle
2
144 syf.
Tadı damağınızda kalacak güzel öykülerden oluşuyor kitap. Yusuf Atılgan'ın dili yalın ve akıcı. Keşke daha çok yazmış olsaydı dedirtiyor insana. Bir çok öyküyü okurken "bundan güzel roman olurdu" dedirtiyor. Hepsi edebi bir romanın kesitleri gibi kurgulanmış. Daha çok şey bilme isteği uyandırıyor insanda. Bazılarına göre öyküler karamsar gelebilir. Ama her şey iyi bitseydi, iyi son diye bir kavram olmayacağı için bu son'lardaki iyilik değerini yitirirdi diye düşünüyorum. Bu sonlar Yusuf Atılgan'ın imzası niteliğinde. İyi okumalar dilerim.
Bütün Öyküleri
8.0/10
· 1.624 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1
88 syf.
Dikkat! Kitap içeriği hakkında bilgi içermektedir. Kitabı okumayı düşünüyorsanız bu incelemeyi atlayınız. Ah Aziz Bey. Babasına kızgın, annesine üzülen ama annesi gibi bir kadınla evlenerek, babasının birebir aynısı olduğunu, karısını kaybetmeden bir ay önce anlayan Aziz. Sizi seven kadınları sevmeye yüreğiniz, gücünüz, mecaliniz, hele ki niyetiniz yoksa o herşeyden habersiz size ömrünü adamış kadınları pencere önünde bekletmeye hakkınız da yok. Her şey bitip de, saçlarına beyaz düşüp, ellerinizden kayıp giderken, kimdi bu, neyi sevmez, nelerde hoşlanırdı, neler yapardı, yıllarca neler hissetti diyecek kadar yabancı olup, kaybedince acı çekmeye hakkınız da yok. Ah Aziz Bey. Hoyrat bir aşkın peşinde koşarken anana babana ettiğine mi yanayım, anan gibi bi kadın bulup babandan fena olduğuna mı kızayım. Tam kadrini bilince elinden kayıp gitmesine mi, içinde yanan ateşleri bilmeden sana vurdukları son darbeye mi üzüleyim. İçim acıdı, kitap bittiğinde kapaktaki Aziz'e bakıp gözlerim doldu ama yine de Vuslat'a yazık ettin be Aziz Bey. Maryam için beslediğin olmayacak aşkın acısını çekmeyi bırakıp Vuslat'ın kıymetini bilecektin. Ayfer Tunç'tan içimizi acıtan bir hikâye yine.
Aziz Bey Hadisesi
8.5/10
· 4.388 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
11
176 syf.
Kimisine göre ütopya olan, kimisine göre distopya olabilir. "Halk, aklını kullanmazsa karşısına çıkan ilk tiranın kölesi olur." Çünkü mevcut durumu analiz edip yanlış giden bir şeylerin olduğunu fark etmek bile belli bir zeka seviyesi istiyor. Cehalet mutluluk getirir mi bilinmez ama bu çağda, bu imkanlarla cehalet bir durum değil, tercih meselesidir o kesin. Gelelim kitaba... Belli bir bilgi birikimine sahip olmanın, klasik müzik dinlemenin, tiyatro izlemenin, sinemaya gitmenin,kitap okumanın, edebiyatın, söz sanatının, hatta şık giyinmiş olmanın bile toplum tarafından dışlanma, hatta linç edilme sebebi görüldüğü bir dünya. Entelektüel insanlar radikal şık olarak isimlendiriliyor ve çıkan bazı olaylar neticesinde kayıt altına alınmaya başlanıyor. Okur yazar olmamakla gurur duyan insanlar. Ahmaklığın, aptallığın yüceltildiğini, dilin sadeleştirilme çalışmaları sonucu gelen yasaklarla insanların konuşmaya bile çekindiği bir ülke. Düşünebilen insanlar için bir cehennem. Ama düşünebilen insanların bile elini taşın altına koymaya çekindiği (burada çekinmek doğru kelime mi yoksa bu durumda 'imtina etmek' kelimesini mi kullanmalıyım bilemedim) bir zaman. Dili oldukça akıcı, sıkmadan, bunaltmadan (ve alt yazılarla eğlenceli bile olmuş) kurgulanmış bir distopya okudum. Bir TV programında sadece alıntı yaptığı için linç edilen ve bu sebeple evinin önünde dövülerek öldürülen bir profesörle başlıyor hikaye. Öyle aman aman olaylar, aksiyonlar yok. Ama ben çok başarılı buldum. Fahrenheit 451'e benzettim kurguyu, hatta ondan daha çok beğendim. Tavsiye edilir. İyi okumalar dilerim...
Radikal Şıkların Sayımı
Okuyacaklarıma Ekle
4
328 syf.
O kadar kitap okudum hem böylesine akıcı, hem de dibine kadar saçma sapan başka bir kitap görmedim, duymadım.😅 Ne diyeceğimi bilemiyorum. Aksiyon desen var, din desen var, tarih var, aşk var, paralel evren var, tanrının güçlerini devrettiği insanlar, kıyametler, savaşlar, bilmediği bir ülkede aniden karar verip en iyi korunan müzeyi soyup çıkmak, hiçbir sanat tarih eğitimi olmadan yüzyıllar önce yapılmış resimlerdeki gizleri bir bakışta çözmek, katedraldeki kimsenin göremediği gizli bölmeyi 2 saniyede farketmek, mükemmel casusluk becerileri, ışınlanma becerisi, kanatlanıp uçmalar, yanarak ölüp iki gün sonra morgda uyanma ve bundan bir yıl sonra mükemmel bir fiziğe, okula gitmeden diplomaya, hastaneden çıktığı gün kentsel dönüşümle 4 daireye, doktordan hediye mini Cooper'a sahip olmak... Daha aklıma gelmeyen yüzlerce tesadüf, onlarca kurgunun karması. Gel vatandaş gel. Tarih, aşk, din, felsefe, sanat, aksiyon, bilim kurgu, kuantum ne ararsanız bu kitapta..😒 Söyleyeceklerim bu kadar.
Öfke
7.4/10
· 33 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
6