Geri Bildirim
Şevkets profil resmi
null
null
null
Yozgat
Türkiye
Erkek
23 okur puanı
13 Oca 21:59 tarihinde katıldı.
  • %100 (168/168)
  • ...Kitabı anlatmaya nereden başlayacağımı bilemediğim için bu kısmı atlıyorum...

    Tolganay, Suvankul, Maysalbek, Kasım, Caynak ve Aliman.

    Otuz sayfa kadar anca süren mutlu ve huzurlu bir hayatları var. Mutlu derken, yoksulluğu iliklerine kadar hissediyorlar, olanca güçleriyle geceli gündüzlü çalışıyorlar, yarı aç-yarı tok yaşıyorlar ve buna rağmen şikâyet bile etmiyorlar. İşte bu şekilde bir mutluluk...
    İşte bu sayfadan itibaren kitabın sonuna kadar gözyaşı akıttırıyor. Yeter artık, lanet olsun, bitsin şu hikâye diye haykırmak zorunda kalıyorsunuz.

    Her biri birbirinden değerli karakterler.
    Her birinin acıklı öyküsü insanın içini kanatmaya yeter.

    Mesela, Suvankul. Mutluluğun tarifini, toprak ve suyun insanlar arasında eşit bir şekilde paylaştırılması diye yapıyor. Çok mu şey istiyor? Kendi tarlasını sürüp ekmek almaktı tek hayali. Bu kadar mütevazı bir hayale bile kavuşamıyor.

    Mesela, Mayselbek'i görmek için tren istasyonuna giden Tolganay ve Aliman'ın anlatıldığı bölüm. Bir buluşmanın hüznü ancak bu kadar anlatılırdı herhalde.
    Hala, kulaklarımda "Anaa" ve "Alimaan" çığlığı ve sanki baktığımda görecekmişim gibi duvarda bir asker şapkası...

    Mesela, Kasım'ın askere giderkenki metaneti, Aliman'dan ayrılışı. Sanki hemen gözümün önünde oluşu. Sadece evin değil bütün köyün eli ayağı olan Kasım'ın, kendisi savaşa gittiği için değil, köyü savaşa terk ediyormuş gibi kaygılanışı...

    Mesela, Caynak. Evin en küçük çocukları genelde yaramaz olur ya. Caynak ise, evin son erkeği kalmış, bütün yük omuzlarında. Çocukluğunu terk edip, yetişkinliğe girmiş. Girer girmez askere çağrılmış. Anası üzülmesin diye, vedalaşmadan, kaçarcasına askere gidişi. Öldüğünün bile haberinin alınamayışı...

    Ve Aliman... Ah Aliman ah! Adına roman yazılası Aliman. "Cemile" kitabını yazan bu adam, nasıl da seni ciltlerle anlatmamış. Cemile'nin adı var sadece!

    Ve Tolganay... Etten kemikten değil bu kadın. Damarlarında dolaşan, kandan ziyade acı. "Acıların Kadını" tabiri günümüzde alaysı karşılanmasaydı eğer, senin için bu tabiri kullanırdım. Nasıl bir yürek taşıdın hayatın boyunca... Nasıl taşıyabildin... Nasıl katlanabildin... Benim içim hala soğumadı, gözlerim kurumadı... Ahh Tolganay...

    ***Cemile kitabını, ön sözüne yazılmış "Dünyanın en güzel aşk hikâyesi" ithafından dolayı aşırı iddialı bulmuş ve pek lezzet alamamıştım.
    Ama Toprak Ana'yı okuyunca, Cengiz Aytmatov'a (yaşasaydı eğer) bir şekilde teşekkür etme gereksinimi duydum. Ellerine sağlık üstad. Ne de güzel yazdın. İçimizdeki kiri-pası yaşa çevirip söktün attın.
    "Şimdi her şey sessiz. Ölen de, yaşayan da"

    ***Yanı başımızda şu gün devam eden savaşların vahametini hala hakkıyla idrak etmiş değiliz!
    Ateş düştüğü yakıyor!
    "İnsanlar savaşmadan yaşayamaz mı?"
  • %100 (136/136)
  • "Dünyanın en güzel aşk hikayesi" demiş Fransız şair Louis Aragon, kitabın önsözünde.
    Halt etmiş!

    Yıllarca askerde olan eşini beklerken, karşısına çıkan Danyar'a gönlünü kaptırmış Cemile'nin öyküsünü ne kadar haddini aşarak tanımlamış.

    Danyar, sessiz, gizemli, herkesten ve her şeyden uzak, aksak bacaklı, çocuk yaşta öksüz kalmış, üzerinde üzerindekilerden başka hiçbir şeyi olmayan bir zavallı. Böylesi bir karakter kitabın ortalarına kadar hayranlığımı kazanmıştı. Ve, Danyar olmalıydı kitabın adı, dedirtiyordu bana.
    Savaş çağında ve savaş toplumunun arasında olup, mekandan ve zamandan bu kadar arınmış bir karakter olabilirdi Cemile.
    Oysa Danyar'ın, yatmadan önce savaştan söz etsene bize diyen Seyit'e cevabı, savaşın öyle laf olsun diye anlatılacak bir konu olmadığını, uyumak için bir peri masalı dinler gibi dinlenmeyeceğini açık bir şekilde anlatmış oluyordu.

    İşte bu Danyar, savaşın içinde olan bir adamın karısıyla birlikte gitti.
    İşte o an, gömleğini yıkayıp kurumadan giyen bu adama olan hayranlığım geçti!
  • 2018
    14/24
    59%
    20 günde 1 kitap okumalı.
    En çok okuyanlar'da 2404. sırada.
  • YABAN
    Ben bir köylü sayılırım. Hatta köylüyüm. Bu kitap, daha kapağını kaldırmaya başladığım andan itibaren bana ve ben gibi köylülere vurmaya başlıyor.
    Dişimi sıka sıka, dayanılması zor bir ültimatom yağmuruna tutuldum kitabın sonuna gelene kadar. Hep vurdu, hep vurdu köylüye...

    Yazarın çektiği fotoğrafa bakar mısınız hele!
    "Anadolu... Düşmana akıl öğreten müftülerin, düşmana yol gösteren köy ağalarının, her gelen gasıpla bir olup komşusunun malını talan eden kasaba eşrafının, asker kaçağını koynunda saklayan zinacı kadınların, frengiden burnu çökmüş sahte sofuların, cami avlusunda oğlan kovalayan softaların türediği yer burasıdır."
    Peki ya neden? Neden, kulağımıza hoş gelmeyecek bu iğreti isnatlar? Nedenini de izah ediyor Ahmet Celal.
    "Bunun nedeni, Türk aydını, gene sensin! Bu viran ülke ve yoksul insan kitlesi için ne yaptın? Yıllarca, yüzyıllarca kanını emdikten ve onu bir posa halinde katı toprak üstüne attıktan sonra, şimdi gelip ondan tiksinmek hakkını kendinde buluyorsun.
    Anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı, aydınlatamadın. Bir vücudu vardı, besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı! İşletemedin. Onu, hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti. Şimdi, elinde orak, buraya hasada gelmişsin. NE EKTİN Kİ, NE BİÇECEKSİN? Bu ısırganları, bu kuru dikenleri mi? Tabii ayaklarına batacak. İşte, her yanın yarılmış bir halde kanıyor ve sen, acıdan yüzünü buruşturuyorsun. Öfkeden yumruklarını sıkıyorsun. SANA ISTIRAP VEREN BU ŞEY, SENİN KENDİ ESERİNDİR, SENİN KENDİ ESERİNDİR."

    Aslında kitabın özeti bu! Hatta kitabın kendisi bu! Bu iki paragraf.
    Ve maalesef, günümüzde de Salih Ağalar, Zeynep Kadınlar, Emineler, cehaleti kanıksamış cahiller, yağmacılar, talancılar, güce-iktidara tapanlar, düşmanla işbirliği yapanlar, din tüccarı yobazlar, sahte hacı-hocalar, yoksul olduğu halde zenginin çalmalarını savunan akıl fukaraları,,, ziyadesiyle yok mu?
    Ve bu kalabalıklara doğru bacak bacak üstüne atıp, tenkit yağdıran Beyaz Türkler?

    İçim acıyor. Neredeyse yüz yıl geçti. Sanki o günü değil, bugünü anlatıyor.
    Doğruları anlatan ağızlarla, cahillerin kulakları arasındaki mesafe hala beş-on kilometre. Ve ben, bir insan viranesiyim.
null
null
null
Yozgat
Türkiye
Erkek
23 okur puanı
13 Oca 21:59 tarihinde katıldı.
2018
14/24
59%
20 günde 1 kitap okumalı.
En çok okuyanlar'da 2404. sırada.

Şu anda okuduğu kitap

  • Denemeler

Okuduğu kitaplar 30 kitap

  • Martı Jonathan Livingston
  • Cemile
  • Yaban
  • Şu Çılgın Türkler
  • Kelebek
  • Robin Hood
  • Tuareg
  • İngiliz Câsûsunun İ'tirâfları
  • Toprak Ana
  • Beyaz Gemi

Okuyacağı kitaplar 13 kitap

  • Hachiko
  • Sineklerin Tanrısı
  • Empati
  • Yeraltından Notlar
  • Beyaz Geceler
  • Olasılıksız
  • Eşeğin Gölgesi
  • İnsancıklar
  • Tehlikeli Oyunlar
  • Beyaz Zambaklar Ülkesi

Kütüphanesindekiler 33 kitap

  • Beyaz Gemi
  • Martı Jonathan Livingston
  • Toprak Ana
  • Cemile
  • Yaban
  • Ateşten Gömlek
  • Şu Çılgın Türkler
  • Kelebek
  • Robin Hood
  • Tuareg

Beğendiği kitaplar 11 kitap

  • Toprak Ana
  • Yaban
  • Şu Çılgın Türkler
  • Kelebek
  • Uçurtma Avcısı
  • Kuyucaklı Yusuf
  • Hayvan Çiftliği
  • Kürk Mantolu Madonna
  • Palto
  • Küçük Prens