• Sevdalarımız ağır olur bizim
    Belki çok istersin ama taşıyamazsın sevdiğim
    Omuzların çöker
    Göz torbaların şişer
    Saçlarına düşen akların sayısı,
    Ak sakallı dededekini geçer
    Dizlerin titremeye başlar
    Parmakların tutmaz olur
    Halsiz olur bedenin
    Ağır gelir bu sevda sana
    Sen bu sevdayla yaşayamazsın
    Belki ölmek istersin
    Ama sev dersin
    Sensiz bir hayat yaşayacağıma
    Senin sevginle öleyim dersin
    Olmaz sevdiğim buda olmaz
    Sen yalnız doğmuşsun
    Benimle ölemezsin
    Hem sonra
    Sancılıdır benim ölmelerim
    Dayanamazsın
    Sensiz yaşayamam diyorsun ya
    Ben olursam ölümü bile tadamazsın
    Ağır gelir sevdam kaldıramazsın
    Gün gelir ağlarsın
    Gün gelmez gülersin
    Gün gelir halimize gülersin
    Gün gelmez mutluluktan gülersin
    Gün gelmez sevdiğim
    Ben gelirsem gün gelmez
    Sonra pişman olursun
    Pişman olursun ama
    Günün gelmediği gibi , dün gelmez sevdiğim
    Yakana yapışır acılar
    Tutup atamazsın
    Hüzün kene gibi kenetlenir kanına
    Yarasanın kanını emdiği bir ceylan gibi
    Eriyip gidersin öğlenin karanlığında
    Düşersin kimseler kaldırmaya çalışmaz
    Düşersin yaraların kabuk tutmaz
    Neden hala dersin sevgisiz olmaz
    Sevsin seni kuşlar
    Kediler
    Çiçekler
    Dağlar sevsin seni
    Annen baban kardeşlerin
    Mahallendeki delin sevsin
    Uğruna can versin milyonlarca kişi
    Güzelliğin dillerden dillere geçsin
    Namın nesillerden nesillere
    Sevdam ahire gitsin
    Bilmesin hiç kimse
    Dostun , dostum
    Arkadaşın , arkadaşım
    Bilmesin pelüş oyuncağın
    Sen bilme
    Kalbin bilmesin
    Beynin silip atsın beni
    Gözlerin bilmesin
    Görmesin rüyalarda
    Hayal bile etmesin
    Benzetmesin kimseyi bana
    Kulakların işitmesin beni
    Duymasın sesimi
    Şiirlerimi duymasın
    Kimse adımı fısıldamasın
    Benli şarkıları dinleme
    Kaldıramazsın
    Sevdam ağır gelir sana
    Ağlayamazsın
    Gülemezsin
    Bir daha asla sevemezsin
    Bırak
    Bırak beni kendi halime
    Beni başka türlü öldüremezsin….

    Sonra birkaç damla yaş oluverir
    Akar giderim gözünden
    Bir çırpıda kalbinden silemezsin belki ama
    Bir çırpıda gözünden silinirim
    Göz yaşın , yaşım
    İhtiyar etti ağlamaların
    Bak yine süzülüyorum
    Sil hadi , sil hadi durma
    Daha fazla vurma sırtıma hançeri
    Hadi bir kerede sil yaşını
    Bir kerede vur
    Bir kerede öldür
    Bir kerede
    Yaşatma beni
    Yaşatırsan paylaşırsın acımı,
    Bak bir damla dudaklarına süzülmüş
    Söyle sevdiğim
    Sevdiği uğruna dökülen yaşın tadı acımı…

    Varsın varsın sevdalarda bana kalsın
    Ve dertleri , kederleri
    Bir tren vagonlarıyla sırtıma çıksın
    Hamalı olayım ızdırapların
    Kefem yüklü olsun lanetlerle
    Beddualar kamburum olsun
    Ama sev deme bana
    Sevmelerim ağırdır benim kaldıramazsın
    Kaldırırım diyerek beni kandıramazsın
    Sevmelerim ağırdır benim ağır
    Taşıyamaz yüreğin bedenin halsiz kalır
    Kalırsa benden geriye
    Kimseye yüklemediğim
    Sana kıyamadığım sevdam kalır…
    Sevmelerim sancılıdır
    Acı verir
    Ağlamak istersin ağlayamazsın
    Gülmek zaten haddine değil
    Aheste kürek çekersin boşa
    Bir kıyıya varamazsın
    Sevmelerim ağırıdır benim
    Sevdiğim sen kaldıramazsın…

    Selman Urluca
  • Çok konuşup ağlamak diye birşey var, birde şafakla munzuru görmemek.. aheng ile siması sana benzer, cigerime düşen şu ateş ellerime düşen duygularıma benzer. Dağıma aşma ve ocağıma düşmüş gibi yakar, suyuma karışmış zehir oluyor hücrelerime adinla bulaşıyor ah vahayfa ne kadarda benziyorsun sol yanıma.. gölgeme ağır bir imtihan yazılmış, şah damarımda beni bir son beklemiş, endişe ve seslenişler karşımda bir uhud kadar. Hani sana mutluluktan söz etmek istedim, bizim kazanacağımız o umut olsun diye, sonra güneşin sıcaklığında günahlarım erimesi için, asminimizi maviliginde yakamozlar taşıyor.. Ah vahayfa ne kadarda benziyorsun sol yanıma... darma dağınık zamanlardan gelmişiz, ayaklarımız yorgun, içimizde sevda türküsü, omuzlarımızda dünyanin tüm yükü, nehir boylarına dağ başlarına ektiğimiz vahayfalar büyümekte her biri hırçın ay ve kızgın güneş gibi, karanlıkta parlar ve yolumuzu aydınlatır. Patikalar aşmışız çilekeş ve upuzun sayılmış, sevgi, direnme ve sabr gibi üç büyük kavram sahibiyiz en masum ve en çıkarsız haller bizde mekan tutmuş rükûda duran cemaat gibi, viran olmuş ne varsa bizde saklı, hasret bizde, umut bizde, ateş bizde, son hece içinde an kadar vefayiz biz ah vahayfa dedim ya sol yanıma çok benziyorsun sen.
  • Güçlü gözükebilmek için çabalamaktan,ağladiğim anlarda mutluluktan demekten,hic kirilmamis gibi dik durmaktan,bagirarak aglamak isterken kahkaha atmaktan,umursamiyormus gibi yapmaktan,bin yerimden bicaklamisim gibi hissederken bile"önemli degil"demekten,hayalini kurdugum seyleri yasayan insanlara imrenerek bakmaktan,
    Bıktım...
    Bana ait
  • ...sen, yalnızca kolay, oyun gibi ve ağırlıktan yoksun olanı seversin, bir kadere müdahale etmekten korkarsın. Kendini israf etmektir senin istediğin, herkese, dünyaya ve herhangi bir kurban istemezsin. Şimdi kalkıp kendimi sana bir bakire olarak verdiğimi söylersem, yalvarırım beni yanlış anlama! Çünkü seni suçlamıyorum, sen beni ne kendine çektin, ne yalanlarla aldattın ne de baştan çıkardın –ben, evet ben kendimi sana zorladım, kucağına attım, kaderime attım. Seni asla, ama asla suçlamayacağım, hayır, yalnızca sana hep teşekkür edeceğim, çünkü o gece benim için inanılmaz ölçüde zengin, hazzın parıltılarıyla dolu ve mutluluktan uçurucuydu. Karanlıkta gözlerimi açtığımda ve seni yanımda hissettiğimde, yıldızların üzerimde olmadığına hayret ettim, gökyüzü öylesine yakınımdaydı –hayır, asla pişman olmadım sevgilim, o saatlerden ötürü asla pişmanlık duymadım. Hâlâ hatırlıyorum: sen uyuduğunda, senin nefesini duyduğumda, bedenini hissettiğimde ve kendimi sana onca yakın bulduğumda, mutluluktan karanlıkta ağladım.
  • “Sevinçten titriyordum, çünkü hiçbir şey ruhumuzu, yakıcı bir isteğin birdenbire yerine gelmesi kadar altüst edemez.”
  • 384 syf.
    ·3 günde·Beğendi·10/10
    Kitabı okurken, yazarın da dediği, kendi hayatınıza da alıcı gözle bakabiliyorsunuz. Yaşarken tekrarlarımızın, alışkanlıklarımızın üzerine düşünmüyor, kaderimizi yazdığımızın farkına varamıyor, ipler bizim dışımızda herkesin elindeymiş gibi davranabiliyoruz çoğu zaman... Gülseren Hanım'ın kitapları iç farkındalığımızı uyandırmak adına çok değerli bir imkan olanağı tanıyor bize!Görmek, uyanmak, değişimi ve gelişimi kucaklamak isteyene sevgiyle tavsiye edebileceğim bir kitap daha...
    Gülmek kadar ağlamanın da sevinçten ve mutluluktan olabileceğini, Ağlamak kadar gülmenin de kederden, çaresizlikten olabileceğini; farklı yaşam öykülerinde yine, yeniden görebiliyorsunuz.
  • 160 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    "TOZA SOR"
    Öncelikle birlikte bitiremesek de bana eşliği için Samet Hızır'a sevgilerimle :))
    Ahhh, Arturo Bandini'cim kitap boyunca kişiliğinin derin sularında yüzdüğümü hissettim biliyor musun? Yaşadığım bu duygunun asıl sebebi pdr okuduğum ve artık insanlara çok daha farklı bir gözle baktığım (derinlemesine görmek bir insanı; gözlerine değil mesela da bakışlarında saklanan anlama odaklanmak gibi bir şey) için mi yoksa Fante seni çok güzel anlattığı, duygularını birebir yansıttığı ve kitapta okuduğum her cümlede seni gözümde jest ve mimiklerinin en ince ayrıntısına kadar canlandırabilmemi sağladığı için mi oldu tüm bunlar bilmiyorum Bandini... Bulunduğun kentte kaldığın o otel odasında yalnız değildin asla, ben de vardım yanında. Eden'ın çabasını gördüm sende, çektiğin para sıkıntısını, büyük yazardın sen yazmak için çok çabalıyordun ya hani ama yazık ki yoktu etrafında seni anlayan hani öykün dergide yayımlandığında imzalayıp nüshalarını otelde herkesin oturduğu o yere koymuştun da fark etmemişti kimse. Üzerine oturmuşlardı Bandini. Toz alan çocuk bile ellememişti ya hani nasıl üzmüştü seni tüm bunlar. Sonra öykünü önemseyen biri çıkmıştı da gözlerin dolmuştu nerdeyse sevinçten bırakmak istememiştin onu. Maya prensesin Camilla peki? Hiç anlamamıştım aranızdaki ilişkiyi başta. Birbirinize acı vermekten zevk alıyor gibiydiniz. Seviyor muydunuz yoksa nefret mi ediyordunuz birbirinizden anlamıyordum. Yağlı bir Meksikalı olduğunu söylemiş alay etmiştin mesela onunla ne kadar çok kızmıştım sana bir insanı bulunduğu milletten ötürü yargılıyorsun diye ahh Bandini. Ama sonra sen de utanmıştın yaptığından. Utanmak güzeldir iyi yaptın Bandini. O daa senin sevginle alay etmişti bir ara ona da çok kızmıştım aslında. Tanrım bir ateist olduğum için beni bağışla derken dua ediyordun kabul etmediğin o Tanrı'ya kafan karışıktı galiba bu konuda... Dini de sorguluyordun. Yoksulluğunu da, yalnızlığını da. İnsanları Bandini dünyadaki insanları sorguladın o insanların senden nefret ettiğini de söyledin. "Sinema salonlarından çıkıp gerçeğe alışmak için gözlerini kırpıştıran, sanatlarına esnediğin, gazetelerine kustuğun" insanlardı hepsi. Dedin yaa "Dünyada beni seven tek bir şey olsaydı, tek bir şey," minik faren bile terk etmişti seni. İyi dayanıyordun aslında. Umut doluyum dediğinde etkiledin beni, bunu senden duymak o kadar hoştu ki. Hackmuth öykülerini kabul eden adam, resmini okşadığın, mektuplarını tekrar tekrar okuduğun iyi ki vardı senin için iyi ki. Zavallı Vera vardı bi de yaralı, ona iyi gelmeye çalıştığında teselli ettiğinde kutladım içimden seni ama sonra Bandini neden onu sevdiğin kadının yerine koyup kullandın ki çok kötü bir şey bu. Depremi yaşadığında korkularını paylaştık ben ve sen birlikte. Ağlayanlar, cesetler, kan ve ölüm... Gökdelenlerin önünden, dar ve uzun sokaklardan geçmenin korkunç bir şey olduğunu (ya deprem olursa) söyleyerek uyardın ahşaplar mı güvenilir miydi ha Bandini öyle söylediğini hatırlıyorum sanki? Hepimiz ölecektik bunu sen de biliyordun, kaçış yoktu korkumuz vardı sadece bilinmezliğe. Tövbe etmiştin ve dua (TOZdu ağzında). Ne demiştin "Dünya TOZdan geliyor ve sonunda yine TOZ olacaktı." Sevdiğin kadın bir başkasını seviyordu ve sen o kişiye karşı iyi kalma cesaretini gösterebilmiştin. Bazı zamanlarda yaptıkların kızdırmıştı, seni hiç onaylamadığım anlar olmuştu ama sonlara doğru yaptıklarınla yine kazanmıştın kalbimi Bandini. Hikayenin bitişi de bitirdi beni TOZA SORsun sevgili okurlarımız bir gün o çöle giderlerse hani şu sevdiğini... (spoiler olmasın diye yazamadım burayı)
    Seninle birlikte gözüm de doldu canım da yandı (annesinden koparılan o zavallı buzağı için mesela) seninle birlikte gülümsedim (öykün yayımlandığında)
    Sana kızdım da (nefret ediyorsun diye Sammy'e yazdığın o mektupta ya da zavallı anneciğinin parasını kötü şeyler için harcadığında) seni kutladım (aşkın için yaptığın fedakarlıklarda) bana bunları yaşatan sevgili Bandini hoşçakal her şeye rağmen seni tanımak güzeldi.
    Bu kitap sevgili okurlar yaşamı sorgulattı bana, varoluşumu, insanları, ölümü, mutluluğumuzu paylaşacak bir kişinin bile olmayışının ne kadar acı bir şey olduğunu öğretti. Hayatımızın merkezine koyduğumuz amaç olarak belirlediğimiz bir şeye ulaştığımızda bir gün onun bile anlamsız gelebileceği gerçeğiyle yüzleştirdi beni. Ne bileyim bir garip hissettirdi bu kitap bana ağlamak istiyorum mesela şu an ama ne üzüntüden ne mutluluktan bana kattığı o bilinmez duygudan. Öyle işte gerisini toza sorun. Toz peki ne ki derseniz? Bandini'nin dediği gibi bir dua, dünyayı oluşturan o şeydi belki, belki de biz yok olsak da nice insanların doğuşunu, yaşayışını ve ölümünü görmüş olan çöldeki küçük bir kum tanesi... Bilmiyorum.
    Kalın sevgiyle ve tebessümle <3