Hiçbir devrin ölçülerine ya da zevklerine göre güzel sayılmazdı. Ama unutulmaz bir yüzdü, trajik bir yüz. Bir dağ kaynağından çıkan su gibi saf, doğal ve engel tanımazcasına fışkırıyordu hüzün bu yüzden. Hiçbir yapaylık, ikiyüzlülük, histeri, maske yoktu orada; hele delilik hiç yoktu. Delilik uçsuz bucaksız denizde, uçsuz bucaksız ufuktaydı, böylesi bir hüzne yeterli sebep bulunamamasındaydı; kaynağım kendisi doğaldı da sırf bir çölden çıktığı için doğal görünmüyordu sanki.
Seni Mısırlı kraliçeler gibi altınla kaplamak isterdim. Artık satılık şatolarla ilgilenmiyorum, canım şato filan istemiyor, kraliçemi kaybetmişim ben. Sıkılan ihtiyar bir kralım. Altınım artık hiçbir işe yaramıyor.
Cömert olsaydim, fakirlere verirdim.