• Ezan'ın Türkçe okunmasını M. Kemal'in istediğini Emekli Süvari Albayı Şerif Güralp, Dinler ve Devrimler isimli eserinde yazmıştır. [3]

    Cumhuriyet gazetesinin kurucusu Yunus Nadi'nin oğlu Nadir Nadi bile, ki babasının ölümü üzerine Cumhuriyet'in yönetimini ve başyazarlığını üstlenmişti, Cumhuriyet gazetesinde Türkçe Ezan'ın M. Kemal Atatürk'ün inkılabı olduğunu yazmıştır. [4]

    Mustafa Baydar, Menderes hükümetinin Arapça Ezan yasağını kaldırmak istemesine tepki gösterirken, ezanın M. Kemal Atatürk tarafından Türkçeleştirildiğini söylemektedir:

    "Ezan'ın Türkçe okunması Atatürk'ün sağlığında, Atatürk'ün isteği ile kanunlaşmış olmasaydı da hala ezan Arapça okunsaydı, bugün ezan meselesi diye bir meselemiz belki de olmayacaktı. Ama ileriye doğru olduğundan şüphe etmediğimiz bir karardan geriye dönülünce iş değişiyor. Salt bir ezan işi olmaktan çıkıyor iş. Daha bir sürü geriliğin başlangıcı, daha bir sürü geriliğe göz yummanın bir işareti oluyor." [5]

    Şimdi ise Ezan'ın Türkçeleştirilmesinde görevlendirilen ekipte yer alan Ali Rıza Sağman'ı dinleyelim:

    "Atatürk bu reformasyon hareketine, ezanların ve Bayram namazlarında okunmakta olan tekbirlerin Türkçeleştirilmesiyle başladı. Kur'an-ı Kerim'in de Türkçe (ibadette) okunması, bu merhalenin ikinci kısmını teşkil ediyordu.. Bu işleri sistemli bir şekilde tatbik için Dolmabahçe'de topladığı elemanlar arasında ben de vardım. [6]

    Sağman şöyle devam ediyor:

    "... Bununla beraber sofrada, yine bu mesele üzerinde konuşmalar oldu. Atatürk yeni metnin (Tanrı uludur) aslından daha parlak (!) olduğunu ve yakıştığını söyledi. Hafız Kemal de şöyle garip bir mütalaada bulunmaktan çekinmedi:

    'Biz minarede ezan okurken Allah kelimesinde nağme yaparız da...'

    Atatürk birşey söylemedi. Ben işi üzerime alarak dedim ki:

    'Bu muazzam inkılab karşısında böyle bir nağme dinlenmez ya!' [7]

    Dönemin Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip, M. Kemal Atatürk'ün kendisine Tekbir ile Ezan'ın Türkçeleştirilmesini emrettiğini söylemektedir. [8]


    [3] Emekli Süvari Albayı Şerif Güralp, Dinler ve Devrimler, İstanbul
    1961, sayfa 80,81.

    [4] Cumhuriyet gazetesi 7 Haziran 1950.

    [5] Orhan Veli Kanık, Yaprak, 15 Haziran 1950. Mustafa Baydar, Atatürk ve Devrimlerimiz, İstanbul 1973, sayfa 289.

    [6] Konuşan Ali Rıza Sağman, Söyleşiyi yapan: M.Ş.Ö. [Mahmud Şevket], Atatürk ve Din, "Millet" (Bilinmeyen Atatürk'ten Hatıralar), cild 5, sn.3, sy. 109,110,111, sh. 4, 4-11-19 Mart 1948; krş. Ali Rıza Sağman, Hatıralar, Osman Ergin, "Türkiye Maarif Tarihi" içerisinde, İstanbul 1943, cild 5 sayfa 1621-1624.

    [7] Osman Ergin, "Türkiye Maarif Tarihi" içerisinde, Istanbul 1943, cild 5 sayfa 1621-1624.

    [8] Dr. Reşit Galip, Hatıralar, Nakleden: Eski Bir Atatürkçü, Atatürk ve Din, "Millet" (Bilinmeyen Atatürk'ten Hatıralar), cild 4, sene 2, sayı 101, sayfa 4, 8 Ocak 1948; krş. Münir Hayri Egeli, Atatürk'ün Bilinmeyen Hatıraları, İstanbul 1954, sayfa 64-66. 2. baskı 1959, sayfa 74-77.
  • Nadir Nadi'nin Laiklikten anladığı, hoşgörürlükten anladığı bu ise, yine kendisine hatırlatmak isteriz ki, Türkiye'de komünizme karşı ilk mücadeleyi açan adam Atatürk'tür. Aynen şunları söylemiştir:
    <<Bu memlekette komünistler yalnız bizim tevkif ve hapsettiklerimizden ibaret değildir. Bu işlerle bizzat yakından alâkadar olacağım. ŞURASI UNUTULMAMALIDIR Kİ, TÜRK ALEMİNİN EN BÜYÜK DÜŞMANI KOMÜNİSTLİKTİR. HER GÖRÜLDÜĞÜ YERDE EZİLMELİDİR.>>
  • Bir yazımın yayımlanabileceğini hiç sanmıyordum. Telaşlanmış olacağım ki, Nadir Nadi, anladı. “Yayımlansın,” dedi, “bakın sizi okuyucular iyi anlayacaklar.” Ben tutulmuş, artık konuşamıyordum. Nadir Bey, gülerek son darbeyi de indirdi. Kalktı, masasına oturdu, kalemini aldı, küçük bir kağıda bir şeyler yazdıktan sonra başını kaldırdı, “Cumhuriyete röportajlar yapmanızı öneriyorum size. Ne diyorsunuz?” Ben iyice allak şallak olmuştum. “Kabul etmelisiniz,” diye konuştu Nadir Bey, “sizin gibi iyi Türkçe yazanlar gazeteciliğe girmeli ki, Türkçe de zenginleşsin. Lütfen kabul edin. Bu Türkçeyle ülkemizde çok şey yapacaksınız. Hikayeniz de yakında yayımlayacak.” Ancak, kekeleyerek: “Nadir Bey,” diyebildim. “Çok şaşırdım. Hiç beklemiyordum. Ben işsizim efendim,” dedim. “Evim de Gülhane Parkında.”
    Yaşar Kemal
    Sayfa 62 - YKY 8. Baskı 2017
  • Adım o zaman Kemal Sadık Gökçeliydi. Abidin Dino dedi ki, sen bu adla gazetede bir ay kalamazsın, polis seni öğrenir öğrenmez gazeteden attırır ve Nadir Nadi de seni koruyamaz. Orada adımı değiştirdik ve adım Yaşar Kemal oldu.
  • 1=) Iblisin Kıblesi /Cengiz Özakıncılar (591)
    2=)Zeytin Dağı /Falih Rıfkı Atay (165)
    3=)Dünya Savaşlarında Kadın Casuslar /Ann Kramer (185)
    4=)Hançer /Mustafa Hoş (269)
    5=)Tünel /Stoyan Daskalov (240)
    6=)Hobbit/Tolkien (333)
    7=)Tek Adam (Cilt 1 ) Şevket Süreyya Aydemir (382)
    8=) Iki sovyet Rusya ve Polonya / Nadir Nadi (173)
    9=)Bir Hayat Fabrikası Kuracağız /Vaptsarov (187)
    10=)Kurdu Öldürmek Icin/Julio Travieso (168)
    11=)Ceza Sömürgesi / Kafka (62)
    12=)Ve O Hiçbirşey Demedi / Böll (187)
    13=)Havva /Vü'sat O Bener (111)
    14=) Suda Seken Hayat /Nevzat Çelik (71)
    15=)Yağmur Yagmasaydi /Nevzat Çelik (107)
    16=)Ademoğlu Neredeydin /Böll (214)
    17=)Tatar Çölü /Dino Buzati (232)
    18=)Güvercin /Patrick Süskind (77)
    19=)Bir Kadın "Camille Claudel" / Anne Delbie (398)
    20=)Gazi Mustafa Kemal Atatürk /Ilber Ortaylı (478)
    21=)Zorba / Nikos Kazancakis (348)
  • Ikinci ve son büyük ayaklanma 1944
    Mareşal Rokowski orduları Vistül kıyısına gelmiş Varşova nın tam karşısına dayanmıştır .
    Her yerde gerileyen Hitler 'cilerin durumu günden güne kötüye.gitmektedir. .
    deliye dönen Hitler Varşova karargah komutanına bir telgraf çeker
    ___Bu şehrin dünya haritasindan silinmesini emrediyorum .
    Nadir Nadi
    Sayfa 160 - Tel yayınları