• Eğer ceza ile karşılık verecekseniz, ancak size yapılan eziyetin misli ile karşılık verin; ve eğer sabrederseniz, yemin olsun ki bu, sabredenler için elbette daha hayırlıdır.

    Sabret; sabretmen ancak Allah'ın yardımı iledir. Onlara üzülme ve yaptıkları tuzaktan dolayı telaş da etme!

    Zira, elbette Allah, kendisinden sakınan ve devamlı iyilik yapanlarla beraberdir.
  • Eğer size yapılan zulme karşılık vermek isterseniz, size yapılanın aynıyla karşılık verin (daha fazlasıyla değil.) Eğer sabrederseniz, (cezadan vazgeçerseniz) sabır (cezalandırmaktan) daha hayırlıdır.
  • Bakara suresi şöyle diyordu: “Ey inananlar, öldürmede kısas size farz kılındı. Hüre hür, kökeye köle, kadına kadın.” (178. ayet)
    Bu şekilde kısas istemek ölenin velisinin hakkıydı. Eğer bir müslüman erkek, kâfir erkeği öldürürse, kısas uygulanmazdı. Bakara suresi, cezayı bireye değil, eski kabile hayatının bir kalıntısı olarak topluluğa vermiş oluyordu. Ölenin karşılığında kan bedelini, öldürenin topluluğundan bir eşidi oluşturabiliyordu. Kısas yerine bedel de ödenebilirdi. Kadın Müslümanın değeri, erkeğin yarısı kadardı.
    Diğer cezalar da yapılanın misliyle kısastı. “Eğer bir topluluğa azap edecekseniz, size yapılan azabın eşiyle azabedin.” Nahl suresinin 126. ayetinde böyle emrediliyordu.
    Kısasa kısas uygulanarak organ kesme türünden cezalar yanında, kırbaçlamak gibi gene ezaya dayanan cezalar da vardı.
    Zinanın cezası recm idi, yani toprağa gömüp taşlamak.
  • 1. Bakara Suresi, 45. Âyet

    Sabır ve namazla yardım dileyin. Bu, şüphesiz, huşû duyanların dışındakiler için ağır (bir yük)dır.

    2. Bakara Suresi, 153. Âyet

    Ey iman edenler, sabırla ve namazla yardım dileyin. Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir.

    3. Bakara Suresi, 155. Âyet

    Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele.

    4. Bakara Suresi, 177. Âyet

    Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah‘a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır.

    5. Bakara Suresi, 249. Âyet:

    Talut, orduyla birlikte ayrıldığında dedi ki: “Doğrusu Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim bundan içerse, artık o benden değildir ve kim de -eliyle bir avuç alanlar hariç-onu tadmazsa bendendir. Küçük bir kısmı hariç (hepsi sudan) içti. O, kendisiyle beraber iman edenlerle (ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar): “Bugün bizim Calut’a ve ordusuna karşı (koyacak) gücümüz yok” dediler. (O zaman) Muhakkak Allah‘a kavuşacaklarını umanlar (şöyle) dediler: “Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah‘ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir.”

    6. Bakara Suresi, 250. Âyet:

    Onlar, Calut ve ordusuna karşı meydana (savaşa) çıktıklarında, dediler ki: “Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kafirler topluluğuna karşı bize yardım et.”

    7. Al-i İmran Suresi, 17. Âyet

    Sabredenler, doğru olanlar, gönülden boyun eğenler, infak edenler ve ‘seher vakitlerinde’ bağışlanma dileyenlerdir.

    8. Al-i İmran Suresi, 120. Âyet

    Size bir iyilik dokununca tasalanırlar, size bir kötülük isabet ettiğindeyse buna sevinirler. Eğer siz sabreder ve sakınırsanız, onların ‘hileli düzenleri’ size hiçbir zarar veremez. Şüphesiz, Allah, yapmakta olduklarını kuşatandır.

    9. Al-i İmran Suresi, 125. Âyet

    Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar da aniden üstünüze çullanıverirlerse, Rabbiniz size meleklerden nişanlı beş bin kişiyle yardım ulaştıracaktır.

    10. Al-i İmran Suresi, 142. Âyet

    Yoksa siz, Allah, içinizden cihad edenleri belirtip-ayırt etmeden ve sabredenleri de belirtip-ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?

    11. Al-i İmran Suresi, 146. Âyet

    Nice peygamberle birlikte birçok Rabbani (bilgin)ler savaşa girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden (güçlük ve mihnet)den dolayı ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler. Allah, sabredenleri sever.

    12. Al-i İmran Suresi, 186. Âyet

    Andolsun, mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız (bu) emirlere olan azimdendir.

    13. Al-i İmran Suresi, 200. Âyet:

    Ey iman edenler, sabredin ve sabırda yarışın, (sınırlarda) nöbetleşin. Allah‘tan korkun. Umulur ki kurtulursunuz.

    14. Araf Suresi, 126. Âyet

    “Oysa sen, yalnızca, bize geldiğinde Rabbimiz’in ayetlerine inanmamızdan başka bir nedenle bizden intikam almıyorsun. Rabbimiz, üstümüze sabır yağdır ve bizi Müslüman olarak öldür.”

    15. Enfal Suresi, 66. Âyet

    Şimdi, Allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve sizde bir za’f olduğunu bildi. Sizden yüz sabırlı (kişi) bulunursa, (onların) iki yüzünü bozguna uğratır; eğer sizden bin (kişi) olursa, Allah‘ın izniyle (onların) iki binini yener. Allah, sabredenlerle beraberdir.

    16. Yunus Suresi, 109. Âyet

    Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.

    17. Hud Suresi, 11. Âyet

    Sabredenler ve salih amellerde bulunanlar başka. İşte, bağışlanma ve büyük ecir bunlarındır.

    18. Hud Suresi, 49. Âyet

    Bunlar: Sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bunları sen ve kavmin bundan önce bilmiyordun. Şu halde sabret. Şüphesiz (güzel olan) sonuç takva sahiplerinindir.

    19. Hud Suresi, 115. Âyet

    Ve sabret. Gerçekten Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez.

    20. Yusuf Suresi, 90. Âyet

    “Sen gerçekten Yusuf musun, sensin öyle mi?” dediler. “Ben Yusuf’um” dedi. “Ve bu da kardeşimdir. Doğrusu Allah bize lütufta bulundu. Gerçek şu ki, kim sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah, iyilikte bulunanların karşılığını boşa çıkarmaz.”

    21. Ra'd Suresi, 22. Âyet

    Ve onlar-Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.

    22. Ra'd Suresi, 24. Âyet

    “Sabrettiğinize karşılık selam size. (Dünya) Yurdun(un) sonu ne güzel.”

    23. İbrahim Suresi, 5. Âyet

    Andolsun Musa’yı: “Kavmini karanlıklardan nura çıkar ve onlara Allah’ın günlerini hatırlat” diye ayetlerimizle göndermiştik. Şüphesiz bunda çokça sabreden ve şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır.

    24. İbrahim Suresi, 12. Âyet

    “Bize ne oluyor ki, Allah’a tevekkül etmeyelim? Bize doğru olan yolları O göstermiştir. Ve elbette bize yaptığınız işkencelere karşı sabredeceğiz. Tevekkül edenler Allah’a tevekkül etmelidirler.”

    25. Nahl Suresi, 42. Âyet

    Onlar sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir

    26. Nahl Suresi, 96. Âyet:

    Sizin yanınızda olan tükenir, Allah’ın Katında olan ise kalıcıdır. Sabredenlerin karşılığını yaptıklarının en güzeliyle Biz muhakkak vereceğiz.

    27. Nahl Suresi, 110. Âyet

    Sonra gerçekten Rabbin, işkenceye uğratıldıktan sonra hicret edenlerin, ardından cihad edip, sabredenlerin (destekçisidir). Şüphesiz senin Rabbin, bundan sonra da gerçekten bağışlayandır, esirgeyendir.

    28. Nahl Suresi, 127. Âyet

    Sabret; senin sabrın ancak Allah(ın yardımı) iledir. Onlar için hüzne kapılma ve kurmakta oldukları hileli-düzenlerden dolayı sıkıntıya düşme.

    29. Kehf Suresi, 28. Âyet

    Sen de sabah akşam O’nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini Bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi ‘istek ve tutkularına (hevasına)’ uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme.

    30. Enbiya Suresi, 85. Âyet

    İsmail, İdris ve Zü’l-Kifl, hepsi sabredenlerdendi.

    31. Hac Suresi, 35. Âyet

    Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.

    32. Mü'minun Suresi, 111. Âyet:

    “Bugün Ben, gerçekten onların sabretmelerinin karşılığını verdim. Şüphesiz onlar, ‘kurtuluşa ve mutluluğa’ erenlerdir.”

    33. Furkan Suresi, 20. Âyet:

    Senden önce gönderdiklerimizden, gerçekten yemek yiyen ve pazarlarda gezen (elçi)lerden başkasını göndermiş değiliz. Biz, sizin kiminizi kimi için deneme (fitne konusu) yaptık. Sabredecek misiniz? Senin Rabbin görendir.

    34. Furkan Suresi, 75. Âyet

    İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orda esenlik dileği ve selamla karşılanırlar.

    35. Kasas Suresi, 54. Âyet

    İşte onlar; sabretmeleri dolayısıyla ecirleri iki defa verilir ve onlar kötülüğü iyilikle uzaklaştırıp kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.

    36. Ankebut Suresi, 59. Âyet

    Ki onlar, sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.

    37. Rum Suresi, 60. Âyet

    Öyleyse sen sabret; şüphesiz Allah’ın va’di haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa kaptırıp-hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesinler.

    38. Lokman Suresi, 17. Âyet

    “Ey oğlum, namazı dosdoğru kıl, ma’rufu emret, münkerden sakındır ve sana isabet eden (musibetler)e karşı sabret. Çünkü bunlar, azmedilmesi gereken işlerdendir.

    39. Lokman Suresi, 31. Âyet

    Görmüyor musun ki, size ayetlerinden (bazılarını) göstermesi için, gemiler Allah’ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir! Hiç şüphesiz bunda, çok sabreden, çok şükreden için gerçekten ayetler vardır.

    40. Ahzab Suresi, 35. Âyet

    Şüphesiz, Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, gönülden (Allah’a) itaat eden erkekler ve gönülden (Allah‘a) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla (Allah’tan) korkan erkekler ve saygıyla (Allah’tan) korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah’ı çokça zikreden erkekler ve (Allah’ı çokça) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır.

    41. Saffat Suresi, 102. Âyet

    Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): “Oğlum” dedi. “Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun.” (Oğlu İsmail) Dedi ki: “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaAllah, beni sabredenlerden bulacaksın.”

    42. Sad Suresi, 17. Âyet

    Sen onların söylediklerine karşı sabret ve Bizim güç sahibi kulumuz Davud’u hatırla; çünkü o, (her tutum ve davranışında Allah’a) yönelen biriydi.

    43. Zümer Suresi, 10. Âyet

    De ki: “Ey iman eden kullarım, Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Allah’ın arz’ı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir.”

    44. Mü'min Suresi, 55. Âyet

    Şu halde sen sabret. Gerçekten Allah’ın va’di haktır. Günahın için mağfiret dile; akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et.

    45. Mü'min Suresi, 77. Âyet

    Şu halde sen sabret, hiç şüphesiz Allah’ın va’di haktır. Sonunda ya onlara va’dettiğimiz (azab)in bir kısmını sana göstereceğiz ya da senin hayatına son vereceğiz. Nihayet onlar Bize döndürülecekler.

    46. Muhammed Suresi, 31. Âyet

    Andolsun, Biz sizden mücahid olanlarla sabredenleri bilinceye (belli edip ortaya çıkarıncaya) kadar, deneyeceğiz ve haberlerinizi sınayacağız (açıklayacağız).

    47. Kaf Suresi, 39. Âyet

    Öyleyse sen, onların dediklerine karşılık sabret ve Rabbini güneşin doğuşundan önce ve batışından önce hamd ile tesbih et.

    48. Tur Suresi, 48. Âyet:

    Artık, Rabbinin hükmüne sabret; çünkü gerçekten sen, Bizim gözlerimizin önündesin. Ve her kalkışında Rabbini hamd ile tesbih et.

    49. Kalem Suresi, 48. Âyet

    Şimdi sen, Rabbinin hükmüne sabret ve balık sahibi (Yunus) gibi olma; hani o, içi kahır dolu olarak (Rabbine) çağrıda bulunmuştu.

    50. Müddesir Suresi, 7. Âyet

    Rabbin için sabret.

    51. İnsan Suresi, 12. Âyet

    Ve sabretmeleri dolayısıyla cennetle ve ipekle ödüllendirmiştir.

    52. Beled Suresi, 17. Âyet:

    Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak.

    53. Asr Suresi, 3. Âyet

    Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka.

    (kaynak: suffagah.com)
  • Kuran Okumak ve Düşünmek En Önemli Farzlardandır!
    .
    İslam alemi bugün, bir çıkmazın içinde. Bir tarafta terkedilmiş bir Kitap olarak bıraktıkları Kuran, diğer tarafta alim olduğunu düşündükleri atalarından gelen rivayetler. "Kuran'ı siz anlayamazsınız, alimler anlar ve anlatır" denildiği için kimse Kuran'ı eline almamış, "nasılsa ben anlayamam" diyerek atalarından gelen dine tabi olmuşlar.
    .
    Ne zaman onlara: "Allah'ın indirdiklerine (Kuran'a) uyun" denilse, onlar: "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız" derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler? (Bakara Suresi, 170)
    .
    Allah Kuran'da fert olarak herkesin Kuran'ı okuması ve düşünmesini emreder. Düşünmek farz bir ibadettir. Ne acı ki onlarca ayette "düşünün, öğüt alın" emri tek tek her fert için farz olmasına rağmen, İslam alemi bu farzdan bihaberdir. Elbette alim zannedilen kişiler ve dini otoritelerin bu farzın bilinmemesinde sorumluluğu büyüktür. Zira kitleleri yönlendiren bu otoriteler, İslam'ı namaz, oruç, zekat ve kadının baş örtüsü ile sınırlandırmış; bu ibadetlerin yapılmasını kafi görmüşlerdir. Ne büyük vebal!
    .
    Rivayetten gelen sünneti, farzda bildirilen sünnetlerin önüne geçirenlere soruyorum: "Yaratan Rabbin adıyla oku. (Alak Suresi, 1), Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir (Alak Suresi, 3) , Ve Kur'an'ı okumakla da (emrolundum)." (Neml Suresi, 92) ayetleri gereği hem farz hem de sünnet olan Kuran okumayı neden terk ettiniz? Oysa Allah diyor ki; "İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir; sana bunları hak olmak üzere okuyoruz. Öyleyse onlar (yani bizler), Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi hadise iman edecekler?" (Casiye Suresi, 6) Yani Allah Benim ayetlerim Haktır ve Kuran'dadır diyor. Bu Hak hadislerden sonra Kuran dışı Hak olmayan hangi hadise iman edeceksiniz diyor. Elbette bu ayetleri kavramak için aklın temiz olması gerekir. Rivayet kültürü ile kirlenen akıl, robotlaşmış şekilde hiç düşünmeden, sorgulamadan, bitki formunda yaşamını sürdürüyor. Oysa insan biraz düşünse, içinde bulunduğu gafletin ve şirkin farkına varabilir.
    .
    Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez. (Al-i İmran Suresi, 7), (Ki o Kuran) temiz akıl sahipleri için bir hidayet rehberi ve bir zikirdir. (Mü'min Suresi, 54) Hidayet rehberi Kuran'dır diyor Allah. Kuran dışı hiç bir kaynak, hidayete yönelten rehber olamaz.
    .
    Bu bir Kitap'tır ki, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura, O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkarman için sana indirdik. (İbrahim Suresi, 1) Ayette "aydınlık olan ve Allah'ın yoluna çıkaran" diye tanımlanan Kuran dururken, neden karanlık ve tali yollara sapalım ki? Kendilerine okunmakta olan Kitab'ı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? (Ankebut Suresi, 51) Kuran size yetmiyor mu?
    .
    Allah, "Kur'an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın. (Nahl Suresi, 98), Ve Kur'an'ı belli bir düzen içinde (tertil üzere) oku. (Müzzemmil Suresi, 4), Kuran okunduğu zaman, hemen onu dinleyin" (Araf Suresi, 204) diye bildirerek, Müslümanın Kuran okurken şeytanın vesvesinden Allah'a sığınıp, bir düzen içinde Kuran okumasını ve Kuran okunan ortamda susup onun dinlenmesi gerektiğini bildirmiştir. Demek ki Kuran okumak farz bir ibadettir. Ki Zuhruf 44'de bildirildiği üzere, ahirette sorumlu olduğumuz tek kaynak olan Kuran'ı okumadan Allah'ın huzuruna çıkmak, olacak iş değildir.
    .
    Evlerinizde okunmakta olan Allah'ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. (Ahzab Suresi, 34) Bu ayeti günümüz koşulları içinde değerlendirdiğimizde şöyle bir sonuç çıkıyor karşımıza: "Evlerinizin duvarında asılı olarak duran Kuran'ı okumanız ve üzerinde düşünmeniz gerektiğini hatırlayın!"
    .
    Gerçekten Allah'ın Kitab'ını okuyanlar, salatı ikame edenler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak edenler; kesin olarak zarara uğramayacak bir ticareti umabilirler. (Fatır Suresi, 29)
    .
    Ayeti okudunuz... Ne buyuruyor Allah? Kuran'ı okuyup Kuran'la amel edenler, ahirette güzel karşılığı alacak olanlardır diyor. Kuran'ı dantelli kılıflara koyup duvara asanlar ve dini Kütüb-i Sitte'den öğrenenler için böyle bir vaadde bulunmuyor.
    .
    Kuran okumadan geçen ömrün ne büyük bir samimiyetsizlik ve kayıp olduğunu bir örnekle anlatmak istiyorum. Sevdiğinizle aranız açıldı ve belki ayrıldınız diyelim. Ama ayrılmak istemiyorsunuz. Ondan gelecek mesajı sabırsızlıkla bekliyorsunuz. Ve beklenen mesaj geldi! O mesajı açmadan durabilir misiniz? Hayır
    .
    Müslümanın en sevdiği Allah 600 sayfa mesaj göndermiş. Peki o mesajı okumadan bir ömür geçirmeniz normal mi? Onun cevabı da hayır! O halde gereğini yapın, sorulacağınız Kitabı öğrenin...
    .
    Siz (Kuran'dan) sorulacaksınız. (Zuhruf Suresi, 44)
    .
    Ben ne kadar ayet hatırlatsam da kişi rivayete kitlenmişse, sürekli ayetlerin hükmünü rivayetle tevil edip geçersiz kılmaya çalışacaktır. "Allah Kuran noksansız der" dersiniz. "Evet noksansız ama şu şu yazmaz" der. Ne söylediği şeyin farkındadır ne de durumunun. Samimiyetsiz bir din anlayışı ile kendi nefsine zulmeder durur. Düşünmez, akletmez, sorgulamaz, öğüt almaz... Çünkü rivayet kültürü bu farzları ortadan kaldırmıştır. Sen düşünme, alimler senin yerine düşündü zaten. Sen akledip öğüt alma, zaten atalarımız yaptı bunu. Sen teslim ol, itaat et alimlerine.
    .
    Kitabı gereği gibi okuyanlar, işte ona iman edenler bunlardır. (Bakara Suresi, 121) Kitabı gereği gibi okumak nasıl olur? İşte cevabı:
    .
    Onlar hala Kur'an'ı iyice DÜŞÜNMÜYORLAR MI? (Nisa Suresi, 82)
    .
    DÜŞÜNEN bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Bakara Suresi, 164)
    .
    Böylece Allah, size ayetlerini açıklar; umulur ki DÜŞÜNÜRSÜNÜZ (Bakara Suresi, 219)
    .
    O, insanlara ayetlerini açıklar. Umulur ki öğüt alıp-DÜŞÜNÜRLER. (Bakara Suresi, 221)
    .
    Artık öğüt alıp-DÜŞÜNMEZ MİSİNİZ? (Nahl Suresi, 17)
    .
    İşte Allah size ayetleri böyle açıklar, ki DÜŞÜNESİNİZ. (Bakara Suresi, 266)
    .
    Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-DÜŞÜNMEZ. (Bakara Suresi, 269)
    .
    Onlar, yine de o sözü (Kur'an'ı) gereği gibi DÜŞÜNMEDİLER Mİ? (Mü'minun Suresi, 68)
    .
    Ne az öğüt-alıp DÜŞÜNÜYORSUNUZ. (Neml Suresi, 62)
    .
    Hiç mi öğüt alıp-DÜŞÜNMÜYORSUNUZ? (Saffat Suresi, 155)
    .
    Onlar için öğüt alıp-DÜŞÜNMEK nerede? (Duhan Suresi, 13)
    .
    Andolsun, Biz bunu bir ayet olarak bıraktık. Fakat öğüt alıp-DÜŞÜNEN var mı? (Kamer Suresi, 15)
    .
    De ki: "DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ hiç; eğer size Allah'ın azabı gelirse ya da saat (kıyamet) gelip çatarsa, Allah'tan başkasını mı çağıracaksınız? (En'am Suresi, 40)
    .
    De ki: "DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ hiç; eğer Allah sizin işitmenizi ve görmenizi alıverir ve kalplerinizi mühürlerse, onları size Allah'tan başka getirebilecek ilah kimdir?" (En'am Suresi, 46)
    .
    De ki: "DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ hiç; size Allah'ın azabı apansız ya da açıktan geliverirse, zulme sapan kavimden başkası mı yıkıma uğrayacak?" (En'am Suresi, 47)
    .
    Yine de öğüt alıp-DÜŞÜNMEYECEK MİSİNİZ?" (En'am Suresi, 80)

    Öğüt alıp DÜŞÜNMESİNİ bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıkladık. (En'am Suresi, 126)
    .
    Umulur ki öğüt alıp-DÜŞÜNÜRSÜNÜZ. (En'am Suresi, 152)
    .
    Umulur ki öğüt alıp-DÜŞÜNÜRLER. (Araf Suresi, 26)
    .
    Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice DÜŞÜNÜRLER (Allah'ı zikredip-anarlar), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir. (Araf Suresi, 201)
    .
    Artık dileyen, onu 'DÜŞÜNÜP-öğüt alsın.' (Abese Suresi, 12)
    .
    Allah'tan İçi titreyerek korkan öğüt alır-DÜŞÜNÜR. (A'la Suresi, 10)
    .
    O gün, cehennem de getirilmiştir. İnsan o gün DÜŞÜNÜP-hatırlar, ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda? (Fecr Suresi, 23)
    .
    Demek ki neymiş? Kuran'ı okumak ve üzerinde düşünmek en önemli farzlardanmış. Siz Kuran'ı okumazsanız ve ayetler üzerinde düşünmezseniz, elbette Kuran'da namaz da yok dersiniz, haramlar da eksik dersiniz. Akıl bir kez şeytana kiralandı mı, geçmiş olsun. Kiracınızdan kurtulmak için çözüm Kuran'da! Fecr 23'de bildirildiği gibi dünyada uyuyup ahirette düşünmenin bir faydası olmayacak. İş işten geçmiş olacak çünkü. Vakit varken aklınızı rivayetten temizleyin ve Kuran'ı gereği gibi okuyup üzerinde düşünün!
    .
    Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver. (Kaf Suresi, 45) Başka kaynakla değil!