Nakışlıdüşünceler

Nakışlıdüşünceler
@nakislidusunceler
Kitaplar, anlamlandıramadığımız duyguların sözlüğü, yaşamın fihristesi ve görüp göremediğimiz tüm alemlerin birleşimi.
Ramazanın kıymetini bilmek dileğiyle.
Evet, karanlıklı bu hayat-ı dünyeviyenin en nurani Leyle-i Kadri ramazandır.
Sayfa 455·Kitabı okuyor
Din
Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise receb-i şerifte yüzden geçer, şaban-ı muazzamda üç yüzden ziyade ve ramazan-ı mübarekte bine çıkar ve cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde otuz bine çıkar. Bu pek çok uhrevî faydaları kazandıran ticaret-i uhreviyenin bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve ibadet için mümtaz bir meşheri ve üç ayda seksen sene bir ömrü ehl-i imana temin eden şuhur-u selâseyi böyle bire on kâr veren… Şualar
Ramazanın kıymetini bilmek dileğiyle.
Evet, karanlıklı bu hayat-ı dünyeviyenin en nurani Leyle-i Kadri ramazandır.
Sayfa 455·Kitabı okuyor
Din
Hususan şaban ve ramazanda, akıldan ziyade kalp hissedardır, ruh hareket eder. Mektubat
Ramazanın kıymetini bilmek dileğiyle.
Evet, karanlıklı bu hayat-ı dünyeviyenin en nurani Leyle-i Kadri ramazandır.
Sayfa 455·Kitabı okuyor
Din
…hem ramazanda, hususan leyle-i kadirde dua etmek kabule karin olması rahmet-i İlahiyeden kaviyyen me'muldür. O makbul duanın ya aynen dünyada eseri görünür veyahut dua olunanın âhiretine ve hayat-ı ebediyesi cihetinde makbul olur. Demek, aynı maksat yerine gelmezse dua kabul olmadı denilmez; belki daha iyi bir surette kabul edilmiş, denilir. Mektubat
Ramazanın kıymetini bilmek dileğiyle.
Evet, karanlıklı bu hayat-ı dünyeviyenin en nurani Leyle-i Kadri ramazandır.
Sayfa 455·Kitabı okuyor
Din
Cenab-ı Hakîm-i Mutlak, şu dâr-ı tecrübe ve meydan-ı imtihanda çok mühim şeyleri, kesretli eşya içinde saklıyor. O saklamakla çok hikmetler, çok maslahatlar bağlıdır. Mesela Leyle-i Kadri, umum ramazanda; saat-i icabe-i duayı, cuma gününde; makbul velisini, insanlar içinde; eceli, ömür içinde ve kıyametin vaktini, ömr-ü dünya içinde saklamış. Sözler
ey nefis! Sen, Muhabbetini kendi nefsine sarfediyorsun. Sen, kendi nefsini kendine mabud ve mahbub yapıyorsun. Herşeyi nefsine feda ediyorsun, âdeta bir nevi Rubûbiyet veriyorsun. Halbuki Muhabbetin sebebi, ya Kemaldir; zira Kemal Zâtında sevilir. Yahut menfaattır, yahut lezzettir veyahut hayriyettir, ya bunlar gibi bir sebeb tahtında Muhabbet edilir. Şimdi ey nefis! Birkaç Sözde kat'î isbat etmişiz ki; asıl mahiyetin kusur, naks, fakr, acizden yoğrulmuştur ki; zulmet, karanlığın derecesi nisbetinde Nurun parlaklığını gösterdiği gibi, zıddiyet itibariyle sen, onlarla Fâtır-ı Zülcelâl'in Kemal, Cemâl, Kudret ve Rahmetine âyinedarlık ediyorsun.
Sayfa 359·Kitabı okuyor
Din
ı Zülcelâl'in Kemal, Cemâl, Kudret ve Rahmetine âyinedarlık ediyorsun. Demek ey nefis! Nefsine Muhabbet değil, belki adavet etmelisin veyahut acımalısın veyahut mutmainne olduktan sonra Şefkat etmelisin. Eğer nefsini seversen, çünki senin nefsin lezzet ve menfaatin menşeidir, sen de lezzet ve menfaatin zevkine meftun- sun. O zerre hükmünde olan lezzet ve menfaat-ı nefsiyeyi, nihayetsiz lezzet ve menfaatlere tercih etme.