• İçim ona nehirlerin denize aktığı gibi akıyordu.”
  • ☘🌱🌹 Rüya 🌹🌱☘


    Kırmıdır, cennetmidir..? Bir garip yerdeyim.. ne yeşilliklerin sonu geliyor, ne ağaçta ki çiceklerin, ne gökteki mavi, kırmızı, pembe, mor.. renklerin sonu. Dans eder ederde renkler bu kadar tatlimıdır... uçsam, acaba uçabilirmiyim..? Peki ya düşersem. Istersem düşerim tabii..

    Velhasıl:

    Her neyse; bir an içim kavruldu, ırmağa eğildim, tam su içeceğim, evvelinde böyle bir renk görmedim. Ne; renk-su gibi su, nede su-renk gibi bir renk... içine düşesim geldi, icmek nedir ? Düştüm-düşeceğim, daldım-dalacağım, içtim-içeceğim... baktim ki suyun altı yok, ben üzerindeyim, yok yok içindeyim. Ne suyun dibinde toprak var, ne taş, ne bir çakıl. Nasil bir sudur nedir bilemedim. Korksam, kormuyorum, yüzsem, yüzmüyorum. Gayet tabii, suyun içinde uçuyorum...

    Aşşağıya inen su beni yukarıya doğru süzülüyorum, suya diyorum ki "senin ettigin işmidir?, aşşağıya doğrudur akışın, beni neden tersine süzdürüyorsun." Sanki normalmiş gibi bana "sabret, sabret ki arzuladiğına sarılasın... sen sevdanı istemedin mi? Hani Anam babam sana feda olsun diyenlerden değilmiydin?" . Ben sustum.. su konuşur muymuş hiç..?

    Irmağın, başı yok sonu yok, bir yudum alacak oldum, susadım, yanıyorum... avuçladım öylece attım bir avuç suyu, ne agzımda ne dilimde ne de dudaklarimda bir damla su.. tamam bedenim de suyun serinliği var da! Su yok ki içeyim... su durdu ben durdum, sudan çikacağim, çıkamadım. Besmele cektim, topraktayım...

    Ben oyalarken bir avuç su atayım diye düşünmüştüm. Diye gecirirken, insanim ben açım aç. Nefsim ölmemiş ne edeyim.. nankör olmuşum ya, normaldir. Ahvalim... bir ara bir serap gördüm, ileri de birileri sohbet ediyor, ya da öyle görünüyor. Ya ben kafayı yedim, -ki ben ben degilim ya- başladım yürümeye...

    Ben gidiyorum da onlar da oturduğu yerde mi gidiyorlar? Derken yarıya vardım... bir sohbet dönüyor belli, birisi ayakta; elinin biri kaşlarının hizasında... geliyor diyor. Peki ben nasıl duyuyorum. Yüzler seçilmiyor, ama duyuyorum. Beni bekliyorlar herhalde...

    Yüzleri san ki dostummuş gibi hissettim de yolun yarısını koşarak geçtim. Selam vermeden öylece atladım, ortada oturan adamın omuzlarına. -Bismillahirrahmanirrahim. - ben bende değilsem bana bir cimcik atin.

    "Anam babam sana feda Ya Resûlullah" başlıyorum ağlamaya, ben ağlıyorum, o tebessüm ediyor. Ben bakıyorum etrafına, bir yanda Hamza, bir yanda Osman, Ali, Mevlâna.....; az ötede Aişe, Rabia, Meryem... kadinlar ayrı çadırda sohbet ediyorlar, ses yok, ama sohbet ediyorlar.. Aişe yine kıskanç, seviyor Muhammed Emin'i ne etsin haklı, sever.. seven kıskanır elbet. Ama yok yok.. Aişe bu sefer kıskanmıyor. O dünya da imiş...

    Nefs dünyada imiş...

    Sonra bana bakiyor, gözlerimden öpüyor... şakacıdir Muhammed Mustafa, "sen beni ayağına mı çağırıyorsun bakayım." diyor. Ben utangaç ben.. ben susuyorum, boynumu eğiyorum. O narin, naif, o yumuşak elleri ile o mübarek güzelliği ile dokunuyor yüzüme. O dokunuyor, benim gözlerimden yaşlar geliyor. Hıçkırarak ağlasam kurtulacağım belki de.. Torunuymuşum sanki de öyle seviyor ki...
    "Ya Muhammed beni böyle babam sevmedi, ne güzelsin, ben nasiĺ gelirdim ki, senin karşına onca günah ile nasıl çıkardım..? Sen ki Peygamber, ben ki aciz günahkâr..."

    Bakıyor yüzüme sessizce konuşmuyor.. konuşmuyor da seviyor yahu seviyor. Biliyor işte seviyor... onu nasıl sevdiğimi biliyor...

    Sonra uyanıyorum... gözlerim de yaş, yastık sırılsıklam tuz yumağı....

    Öyle işte Peygamber'e sevgi. Ona sevgi başka. Rüyalarına gelmezde (hak etmiyoruz) rüyaya gelmiş gibi yapar kelimelerimiz. Aşk Allah'a Sevgi kula. Sevda Vatan'a.. muhabbet tatlı sohbet kullara...

    Ben göremedim otuzbeş senelik ömrümde Muhammed'i Rabbim size nasip etsin inşaallah, içinde de o nasiplenenlerden eylesin bizi...

    Kendimce dil döktüm Selam olsun Muhabbetiniz bol olsun Hayırlı Akşamlar...
    Kadim TATAROĞLU
    - -
    (C.c)
    (Sav)
    (Ra)
    (R.ahna)
    (Ks)